Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/22816 E. 2016/5304 K. 23.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22816
KARAR NO : 2016/5304
KARAR TARİHİ : 23.03.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak, Eşya Alacağı

… ile … aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak, eşya alacağı davasının kısmen kabulüne dair … Aile Mahkemesi’nden verilen 16.01.2014 gün ve 213/39 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen mallar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, ayrıca dava dilekçesi ekinde belirtilen ev eşyalarından davacıya ait olanların aynen, aynen mevcut değilse bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacının ev eşyalarının aynen teslimine yahut değerinin tazminine yönelik taleplerinin reddine, … plakalı araçla ilgili olarak taleple bağlılık ilkesi gereğince 27.000-TL’nin boşanma dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalının araca yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu aracın bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu aracın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, aracın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü ./.
gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, aracın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan aracın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu aracın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihinde ki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, aracın ruhsat ve satın alınma bilgileri, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 08.08.2004 tarihinde evlenmiş, 29.08.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa’nın 10, TMK 202.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Tasfiyeye konu … plakalı 2005 model … marka aracın evlilik birliği içinde 05.12.2005 tarihinde satın alınarak davalı eş adına trafik siciline kaydedildiği görülmektedir. Davalı, bu araç için kişisel malı olduğu savunmasında bulunmuştur. Ne var ki, toplanan delillerden tasfiyeye konu aracın kişisel mal niteliğinde olmadığı, edinilmiş mal niteliğinde olduğu, satın alma tarihinde toplam 57.000-TL bedelle satın alındığı, bunun bir kısmının davalıya ait … plakalı …marka aracın satışından gelen para ile karşılandığı, ayrıca …den 10.000-TL (18) ay vadeli kredi kullanıldığı, bu kredinin (9) taksidinin mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihine kadar ödendiği, rejimin sona ermesinden sonraki dönemde ödenecek (9) taksit kaldığı anlaşılmıştır. Bu hususlar davacı tarafın da kabulündedir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilkelere uygun şekilde hesaplama yapılmadığı; bu nedenle bu raporun hükme esas alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu amaçla, mahkemece bilirkişiden yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde hesaplama yapılmak üzere ek rapor alınması, yapılacak hesaplamada … marka aracın saptanacak sürüm bedeli yönünden ve alınan kredinin boşanma dava tarihinden sonrasına sarkan (9) taksitlik bölümü yönünden TMK’nun 230. maddesi uyarınca davalı lehine denkleştirme işlemi yapılması ve gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 239/3.maddesi hükmüne göre; Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına faiz yürütülür. Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi buna ilişkin mahkeme kararının verildiği tarihtir. Mahkemece, hüküm altına alınan katılma alacağına, karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken boşanma dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda (1.) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 468,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.