Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/25884 E. 2015/21128 K. 24.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25884
KARAR NO : 2015/21128
KARAR TARİHİ : 24.11.2015

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı

… ile … aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair … 5. Aile Mahkemesi’nden verilen 04.06.2013 gün ve 1527/756 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat … ve karşı taraftan davalı … bizzat geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; eksikliklerin ikmali için dosyanın mahalline geri çevrildiği, ikmalden sonra yeniden gönderilen dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı … vekili, evlilik içinde davacının da katkıları ile alınan ve davalı adına tescil edilen iki taşınmaz yönünden fazlaya dair hakları saklı tutularak tapu kayıtlarının 1/2 oranda iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazların yarı bedellerinin davalıdan yasal faizi ile tahsiline, ayrıca listesini sunduğu ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedellerinin tahsilini istemiş, dava değeri ziynetler için 8.500 TL, taşınmazlar için 75.000 TL olarak gösterilmiştir.
Davalı … vekili, evlilik süresince alınan taşınmazlarda davacının bir katkısı olmadığını, ziynet eşyasının tamamını da davacının götürdüğünü açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre taşınmazlarla ilgili dava, katılma alacağı isteğine ilişkindir. Davacının ayrıca ziynetlerle ilgili de isteği bulunmaktadır.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 31.07.2004 tarihinde evlenmiş, 06.03.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu mallar, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.09.2005 ve 21.07.2005 tarihlerinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu taşınmazlardan 31731 ada 13 parselde 13 nolu taşınmazın davalının evlenme öncesi kişisel mal niteliğinde kazandığı ödüllerle alındığının anlaşıldığına, hayat deneylerine göre olağan olanın, ziynet eşyalarının kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesi olup, bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesinin olağan durumla bağdaşmadığına, diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğundan evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden yanında götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesinin de mümkün bulunduğuna, neticede normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerektiğine, aksini ispat yükü davacı kadında olup, davacının iddiasını kanıtlayamadığı anlaşıldığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki taşınmazla ilgili temyiz itirazları dışındaki 13 numaralı taşınmaz ve ziynet eşyaları ile ilgili temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Mahkemece dava konusu 34441 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 113/1082 payının boşanma dava tarihinden sonra 10.05.2006 tarihinde edinildiğinden hareketle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak eksikten getirtilen tedavüllü tapu kaydı incelendiğinde, dava konusu taşınmazın öncesinde 30729 ada 6 parsel iken 2/9 payının 21.07.2005 tarihinde davalı … tarafından satın alındığı, daha sonra 10.05.2006 tarihinde imar ile 34441 ada 3 parsel numarasını aldığı ve bu parselde davalı …’ın 113/1082 payı olduğu görülmektedir. Bu durumda dava konusu payın, evlilik birliği içinde taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken 21.07.2005 tarihinde,… tarafından satın alma yolu ile edinildiği dikkate alınarak, taraf delillerinin değerlendirilerek, bu taşınmazla ilgili davacının katılma alacağı bakımından olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, edinme tarihinde yanlışa düşülerek yazılı şekilde talebin reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ziynetler ve 31731 ada 13 parselde 13 nolu taşınmazla ilgili temyiz itirazlarının reddine, ancak (2) numaralı bentte yazılı sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile, usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 34441 ada 3 parseldeki
113/1082 paya yönelik bölümünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine,
taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 24.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.