Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/2607 E. 2014/21549 K. 21.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2607
KARAR NO : 2014/21549
KARAR TARİHİ : 21.11.2014

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R

Davacı üçüncü kişiler vekili, …2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/1324 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, … 30. (eski Şişli 8.) İcra Müdürlüğü’nün 2011/1525 sayılı talimat dosyasında yapılan 15.07.2011 günlü hacze konu menkullerin davacı … AŞ’ye ait faturalı eşyalar olduğunu, alt kiracısı ……’nin kullanımında iken haczedildiğini, haciz adresinin ve mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, ödeme emrinin burada tebliğ edilmediğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacıların aynı konuda bir başka Mahkemede açtıkları istihkak davasından feragat ettiklerini, üçüncü kişi şirketler ile borçlunun organik bağ içinde olduğunu, hacizde borçluya ait belgelerin ele geçtiğini, borçlu … Avrasya AŞ’nin 22.02.2010 tarihli ünvan değişikliği ile diğer davacı … AŞ’ne dönüştüğünü, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; üçüncü kişilerin, dava konusu haczin iptali istemi ile yaptıkları şikayet başvurusundan istihkak davasını açacaklarını beyan ederek feragat ettikleri, buna ilişkin hükmün istihkak iddiasından vazgeçme anlamına gelmeyeceği, haciz adresinde üçüncü kişi ……’nin 04.04.2011’de kurulduğu, diğer şirketin ise 16.03.2011’de adres değişikliği ile faaliyete başladığı, iki şirketin ortaklık yapısı itibarı ile de organik bağ içinde bulunduğu, ticaret sicil kaydına göre borçlu şirketin de borcun doğumundan sonra 15.03.2011’den itibaren haciz adresinde faaliyet göstermeye başladığı, öncesinde …. ile aynı adreste çalıştığı, haciz adresinden 01.04.2011 tarihi itibarı ile taşındığı, 15 gün gibi kısa bir süre içinde yapılan adres

değişikliğinin ve ortaklarının soyadının davacı şirketlerin ortakları ile aynı olmasının alacaklıyı yanıltmak için muvazaalı hareket edildiğini gösterdiği, diğer yandan İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin aksini kanıtlamaya elverişli delillerin de sunulamadığı, tazminata ilişkin yasal koşulların oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine, davacının mahcuzların değeri 7000,00 TL üzerinden %40 tazminata mahkum edilmesine, karar verilmiştir. Hükmün, davacı üçüncü kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Daire’nin 14.11.2013 tarih 2013/7021 Esas ve 2014/16705 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir. Davacı üçüncü kişiler vekili, bu kez karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.
Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici nedenlere ve HUMK’nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacı üçüncü kişiler vekilinin aşağıda belirtilen husus dışında, yerinde görülmeyen karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Davacı üçüncü kişiler vekilinin diğer karar düzeltme isteğine gelince;
2004 sayılı İİK’nun 97/13. maddesinde: “(Değişik fıkra: 09.11.1988 – 3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın (Değişik ibare: 02/07/2012–6352 S.K./19.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.” düzenlemesi yer almaktadır. Bu madde kapsamında; alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra takibin ya da satışın ertelenmesi kararının bulunması ve bu kararın infaz edilmesi gerekir. Ancak, bu madde kapsamında Mahkemece takibin/satışın durdurulma kararı verilebilmesi için, üçüncü kişi tarafından takibin/satışın tedbiren durdurulması için talepte bulunulmuş olması gerekir.
Bu kapsamda somut olaya gelince; davacı üçüncü kişiler vekilince takibin/satışın tedbiren durdurulması yönünde istekte bulunulmamış; sadece, muhafaza altına alınan malların teminat karşılığında vekil edenlerine iadesine karar verilmesi istenmiştir. Mahkemece, talep olmadan takibin/satışın tedbiren durdurulmasına karar verilmesi İİK’nun 97/13. madde kapsamında tazminat yükümlülüğünün doğması bakımından tarafların lehine veya aleyhine hukuki sonuç doğurmaz.
Bu kapsamda; İİK’nun 97/13. madde gereğince tazminat koşulları oluşmadığından, davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuştur. Hal böyle olunca; Daire’nin 14.11.2013 tarih 2013/7021 Esas ve 2013/16705 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına; az yukarıda belirtilen husus, HUMK’nun 438/7. maddesi (HMK. m.370/2) uyarınca yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hüküm fıkrasında ” … takip mahcuz mallar yönünden durdurulmuş olmakla, davacı yanın mahcuz mallarbedeli 7000 TL’nin % 40’ı oranında tazminata mahkumiyetine…” ibarelerinin çıkarılarak “Davalı alacaklı vekilinin tazminat talebinin reddine” ibarelerinin yazılmasına, davacı üçüncü kişiler vekilinin karar düzeltme isteğinin açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüne, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 52,40 peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.