YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26575
KARAR NO : 2016/13661
KARAR TARİHİ : 13.10.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6. maddesinin 7.fıkrası gereğince icra harçları ve vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerektiğini, dosya borcunun ödendiğini belirterek 12.09.2014 tarihli muhtıranın iptalini talep etmiştir. Mahkemece, borç 21.08.2014 tarihinde ödendiği halde 28.09.2014 tarihinde borçluya muhtıra gönderilemeyeceği gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değişik 2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesinin 7. fıkrasında; ” Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.” Yine 13. fıkrasında da; ” 04.11.1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması halinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminatlar için de maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri uygulanır.” düzenlemeleri mevcuttur.
Ancak 6487 sayılı Yasa’yla değişen, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 13. fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 13/11/2014 tarihli, 2013/95 Esas, 2014/176 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. İptal Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra, yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; Anayasa’nın 11. maddesinde, Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi düzenlenmiş, 138. maddesi ise hakimlere herşeyden önce Anayasa’ya uygun olarak hüküm verme yetkisi tanımıştır. Anayasa’nın 11. ve 138. maddeleri, hakime Anayasa’ya aykırılığı saptanmış, yasa hükmünü iptal kararı yürürlüğe girmemiş olsa bile uygulamama yetkisini hatta yükümlülüğünü vermektedir. Zira iptal edilen hükmün uygulanması, hak arama hürriyetinin içini boşaltma anlamına gelecek ve Hukuk devleti ilkesi ihlaledilmiş olacaktır.
../….
-2-
Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Danıştay’ın iptal kararının yürürlüğe girmemiş olması halinde dahi Anayasa’ya aykırılığı saptanmış Yasa hükümlerinin uygulanamayacağına işaret eden kararları vardır. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını duyurması, iptal edilen Yasa’nın uygulanmasını durdurucu bir tedbir niteliğine bürünmektedir. Karar gerekçelerinin yazımı ve yayımlanmasının uzun süre alması karşısında hiç olmazsa iptal kararının duyurulması, Anayasa’ya aykırı Yasa hükmünün uygulanmasını engelleyecektir. (Turan Yıldırım Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İd. Huk. Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi-Amme İdaresi Dergisi, cilt:26) İptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girecek olması Kanun Koyucuya Anayasa’ya uygun yeni Yasa maddesi hazırlanması için verilmiş süre olup, bu süre iptal hükmünün uygulanmasını engellemeyecektir.
Somut olayda; kamulaştırmasız el atma ilamına dayanılarak takip başlatıldığı, 21.08.2014 tarihinde icra dosyasına yatan paradan, nispi tahsil harcı kesilerek alacaklı tarafa 22.08.2014 tarihinde ödeme yapıldığı, şikayete konu 12.09.2014 tarihli muhtıraya esas 10.09.2014 tarihli hesap tablosunda ise nispi oranda tahsil harcı hesaplandığı görülmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Mahkemece yapılacak iş, dosyaya paranın ödendiği 21.08.2014 tarihi Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından (13.11.2014) önce olduğundan, bu tarih itibari ile harç maktu hesaplanacağından maktu harç hesabı ile yapılan ödemenin tüm dosya borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi, karşılandığının belirlenmesi halinde Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının sonuca etkili bulunmadığı, dosya borcu tam olarak karşılanmadığının anlaşılması halinde ise, Anayasa Mahkemesi’nin iptale ilişkin karar tarihi olan 13.11.2014 tarihi itibariyle bu iptal hükmü derdest dosyalarda uygulanacağından, harcın nispi olarak hesaplanması gerektiği düşünülerek muhtıranın denetimi sağlanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece anılan hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 25,20 TL. peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,13.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.