YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8716
KARAR NO : 2016/3853
KARAR TARİHİ : 03.03.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, davalı borçluların işyerine haciz işlemi için gidildiğinde adresin girişinde devren kiralık tabelasının asılı olduğunun görüldüğünü, borçlunun işyerindeki tüm malları toplu olarak … A.Ş.’ye sattığını öğrenmeleri üzerine, 07.10.2010 tarihinde, … AVM’ye hacze gidildiğini, haciz sırasında … … A.Ş. vekili tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, icra memurunca malların yediemin olarak AVM çalışanına bırakıldığını, taraflarına dava açmak üzere süre verildiğini, haczedilen menkullerin borçluya ait olduğunu, borçlular tarafından borcun doğumundan sonra işyerinin muvazaalı olarak satıldığını ve devredildiğini, İİK’nun 44 ve B.K.179 maddeleri uyarınca devralanın, borçlu şirketin borçlarından da sorumlu olacağını iddia ederek 3.şahıs … … A.Ş.’nin istihkak iddiasının reddi ile menkullerin borçluya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, müvekkili firma ile borçlular arasında hiçbir şekilde devre yönelik bir işlem olmadığını, müvekkili firma ve takip borçlusu arasındaki alışverişin borcun doğumundan sonra gerçekleştiği iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili , davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; borçlunun hazır olmadığı bir sırada haciz yapıldığı, celp edilen kayıtlar ve alınan bilirkişi raporuna göre, haczedilen menkullerin borçlular … ve … AVM Ltd. Şti.’ne ait olduğunun ispatlanamadığı, borçlular ile 3.şahıs şirket arasında herhangi bir organik bağın da bulunmadığı, borçlu ile 3.şahıs arasında işyeri devri olduğuna dair kesin ve güçlü delil de ibraz edilmediği, haciz yapılan 3.şahıs … … A.Ş.’ne ait adrese herhangi bir tebligatın da yapılmadığı, haczin İİK’nun 96. maddesi gereğince yapılmış olması karşısında, ispat yükünün davacı alacaklıda olması nedeniyle İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin aksi davacı-alacaklı vekilince ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
./.
Hüküm, davacı alacaklı vekili ve davalı 3. kişi vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmişse de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
1-Yargılama boyunca Yargıtay’dan dönüşü beklenen, … 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin … sayılı dosyası ile ilgili olarak UYAP ortamında yapılan incelemede; davacının 3. kişi konumundaki … Alışveriş Merkezleri San. Tic. A.Ş., davalının alacaklı konumundaki Atilla Doğan, davanın istihkak iddiasına ilişkin olduğu, Mahkemece, … sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği, hükmün davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin … tarih, … sayılı kararıyla kabul kararının onandığı, davalı alacaklı vekilince karar düzeltme talebinde bulunulduğu ve aynı Daire’nin … tarih, … sayılı kararıyla, … tarihinde, borçlu tarafından 3. kişiye kesilmiş, devir niteliğinde 43 adet fatura bulunduğu, borcun kaynağının çek olduğu ve alacaklı tarafından çeklerin borçluya yapılan mal satışlarına istinaden verildiği belirtildiğinden borcun doğduğu tarih araştırılarak, 30.12.2009 tarihinden önce doğduğu tesbit edildiği takdirde, borcun doğumundan sonra borçlunun mali durumu konusunda bilgi sahibi olan davacıya yapılan işyeri devrinin danışıklı olduğunun kabulü gerekeceği, bu durumda, danışıklı işyeri devrinin alacaklının haklarını etkilemeyeceği, bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi bu devrin İİK’nun 44.madde koşullarına uygun olarak yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gibi, eBK’nun 179.maddesi gereğince de işyerini devir alan kişi, devraldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından, davacı 3.kişinin davasının reddine, aksi halde yani devir borcun doğumundan önce yapılmış ise, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği gerekçesiyle onama kararının kadırılmasına ve yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, dosyanın 2013/459 Esas numarasını aldığı, yerel Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verildiği ve bozma gereğince alınan bilirkişi raporuna göre, borcun doğumunun devir niteliğindeki fatura tarihlerinden önce olduğunun belirlendiği, işyerini devir alan kişi, devraldığı işletmenin borçlarından da sorumlu olacağı gerekçesiyle 3. kişinin açtığı davanın reddine karar verildiği, hükmün davacı tarafından temyiz edildiği ve halihazırda Yargıtay incelemesinde olduğu tespit edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin … tarih, … sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalı 3. kişinin hacizli mallara ilişkin olarak sunduğu faturalar arasında, 30.12.2009 tarihinde borçlu tarafından kendilerine kesilmiş devir niteliğinde 43 adet fatura da bulunmaktadır. Borç kaynağı çek 10.04.2010 tarihli olup, ticari hayatta çeklerin vadeli ödeme aracı olarak kullanıldığı ve ileri tarihli keşide edildiği bir gerçektir.
Alacaklı tarafından, çeklerin kira alacağına karşılık olarak verildiği belirtildiğinden, bu alacağa ilişkin sözleşme ve ticari kayıtların ibrazı sağlanıp borcun doğduğu tarih araştırılarak, 30.12.2009 tarihinden önce doğduğu tespit edildiği takdirde, borcun doğumundan sonra, borçlunun mali durumu konusunda bilgi sahibi olan davalı 3. kişiye yapılan işyeri devrinin danışıklı olduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda, danışıklı işyeri devri alacaklının haklarını etkilemeyecektir. Bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi, bu devrin İİK’nun 44.madde koşullarına uygun olarak yapıldığı iddia ve ispat edilmediğinden alacaklının hakları yine etkilenmeyeceğinden davacı alacaklının davasının kabulüne, aksi halde, yani devir borcun doğumundan önce yapılmış ise alacaklının açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olmuş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
../.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı … Avm ve davacı …’e ayrı ayrı iadesine, 03.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.