YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10014
KARAR NO : 2017/12454
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Borçlu vekili, ilama aykırı olarak fazla faiz talep edildiğini iddia ederek, icra emrinin iptalini talep etmiş, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin reddine karar verilmiş olup hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
KARAR
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirmek zorundadırlar. Bildirilen bu oranlar, bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmektedir.
Somut olayda, takip dayanağı 23.10.2014 tarihli … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/950 Esas 2014/259 Karar sayılı ilamında “… Davanın kabulü ile, 61.355,03 Euro’nun 24.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınıp davacıya verilmesine…’’ şeklinde hüküm kurulmuştur.
Mahkemece anılan yasal düzenleme kapsamında kamu bankalarından faiz oranlarının sorulmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; TCMB’na bildirilen azami faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, ilam ve Yasa maddesi nazara alınarak, Devlet bankalarının takip konusu yabancı paraya fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının, ilgili bankalar genel müdürlüklerinden sorularak tespiti ile bu oranlar esas alınarak faiz hesabı yapılıp sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişinin TCMB’na bildirilen faiz oranlarına göre yaptığı hesaplama kabul edilerek hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Taraflar vekilleri yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.