YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10276
KARAR NO : 2017/11870
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Alacaklı vekili, İcra Mahkemesi’ne başvurusunda; takip dayanağı ilamda ticari faize hükmedildiğini, işlemiş faizin ticari faiz üzerinden talep edildiğini, takip sonrası dönem için ise hataen yasal faiz talebinde bulunulduğunu, icra müdürlüğünce yasal faiz üzerinden yapılan dosya hesabının hatalı olduğunu ileri sürerek ilama uygun şekilde ticari faiz uygulanarak bakiye alacak miktarının belirlenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yasal faiz uygulanarak hesaplamanın yapıldığı bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin kısmen kabulüne, 13.05.2014 tarihli dosya hesabında bakiye borcun 8.049,38 TL olarak düzeltilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Faiz alacağına mahkeme ilamı ile hükmedilmesi halinde alacaktan açıkça feragat edilmediği sürece hukuki varlığını koruyacağından, alacaklı fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmasa bile zamanaşımı süresinin dolmasına kadar ilamda yazılı eksik kalan faiz alacağını her zaman talep edebilir.
6100 sayılı HMK’nun 30. maddesinde “Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde usul ekonomisi ilkesi hüküm altına alınmıştır.
Borçlunun aynı ilamdan kaynaklı bakiye faiz alacağını harcını yatırarak aynı dosya üzerinden verdiği ek takip talepnamesi ile istemesi mümkündür.
İİK’nun 17. maddesinin 1. fıkrasında da “Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.’’ hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, takip dayanağı ilamda “…76.334,54 TL’nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..” karar verildiği, borçlu aleyhine anılan ilama dayalı olarak işleyecek faiz bakımından yasal faiz talep edildiği, alacaklı vekilinin, icra müdürlüğünce yapılan 13.05.2014 tarihli dosya hesabına itiraz ile birlikte dosya hesabının ticari faiz üzerinden yapılması ve bakiye alacak için muhtıra gönderilmesi talebinde de bulunduğu görülmektedir. Bu durumda, alacaklı tarafça, yukarıdaki açıklamalar ışığında ticari faiz talep edilebileceği gözetilerek Mahkemece 13.05.2014 tarihli dosya hesabının kaldırılması, İİK’nun 17. maddesine göre takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanarak dosya hesabı yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faiz oranlarına göre hesaplamanın yapıldığı bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.