YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10539
KARAR NO : 2017/13458
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, …4.İcra Müdürlüğü dosyasında borçlu görünen …’e, Yalovayolu Şubesinden 23.09.2014 tarihli 50.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi gereğince gayri nakti teminat kullandırıldığını, kullandığı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere imzaladığı genel kredi sözleşmesi ile banka şubeleri nezdindeki tüm hesaplarını bankalarına rehnettiğini, borçlunun müvekkili bankanın kredili müşterisi olduğunu ve kredi ilişkisi devam ettiği sürece tüm hesapların gerek kanun gereği gerekse sözleşmesel olarak müvekkili bankaya rehinli olduğunu, …9.İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/110 esas 2015/72 sayılı kararı ile tüm bu hususlar nazara alınmadan ve ayrıca taraflarına savunma hakkı dahi tanınmadan istihkak iddiaları ile ilgili rehin hakları ile ilgili hiç bir bilgi ve belge müvekkili bankadan istenip bu hususta hiçbir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile dosya üzerinden istihkak iddialarının reddi ile, 7 gün içinde istihkak davası açmak üzere müvekkili bankaya süre verilmiş olup, istihkak iddialarının reddine dair kararın eksik incelemeye dayalı bir karar olduğunu belirterek, …4.İcra Müdürlüğünün 30.03.2015 tarih ve 2014/32005 sayılı kararı ile müvekkili bankadan icra dosyasına ödenmesi istenen paranın, iş bu istihkak davaları ile ilgili verilecek kararın kesinleşmesine kadar, …4. İcra Müdürlüğü dosyasına ödenmesinin durdurulmasına, istihkak davalarının kabulüne, davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; takibin devamına ilişkin kararın davacı 3.kişiye 24.02.2015’te tebliğ edildiği, davanın ise İİK 97/5 maddesinde öngörülen 7 günlük sürede açılmadığı gerekçesiyle süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. ve devamı maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun tüzel kişilere tebliğe ilişkin 12. maddesinde; “Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır”. Aynı Yasa’nın 13. maddesinde ise; “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır” hükümleri yer almaktadır. Tebliğ işleminin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olup uygulanması gereken Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesinde ise “tüzel kişiler adına tebligat almaya yetkili kişiler herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerde sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle görevlendirilmiş bir şahıs olması lazımdır. Bu kişilerin de bulunmaması halinde bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır” düzenlenemesi bulunmaktadır.
Somut olayda, takibin devamına ilişkin …9. İcra Hukuk Mahkemesi kararının 24.02.2015 tarihinde ”aynı adreste, muhatabın daimi çalışanı Burak Makaracı’ya tebliğ edildiği” görülmekte olup, adı geçenin şirketi temsil yetkisi bulunmadığı gibi, tüzel kişiyi temsile yetkili olanların o sırada orada bulunup bulunmadıkları da sorulup belirlenmeden ve uyulması gerekli prosedüre uyulmadan, doğrudan çalışan imzasına tebliğ edilmiş olup, yapılan tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12 ve 13. maddeleri ile Yönetmeliğin 21. maddesine aykırıdır. Bu doğrultuda, yapılan tebligatın usulsuz olması sebebiyle davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, tarafların iddia ve savunmaları ile gösterdikleri deliller toplanmak suretiyle davanın esası hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın süresinde açılmamış olması sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.