Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/10996 E. 2017/12895 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10996
KARAR NO : 2017/12895
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili, takip dayanağı kooperatif borç senedinin kendilerine tebliğ edilmediğini, murisin 20.12.2000 tarihinde öldüğünü, ölümünden önce borçlandırıcı işlemi varsa bile takip dayanağı belgenin zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek üzere murisin borçlandırılmasına sebep olan vekaletnamenin alacaklı kooperatife verilmediğini, tarafların takipte alacaklı ve borçlu sıfatı olmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; … 8. İcra Müdürlüğü’nün 2015/6532 Esas sayılı dosyasında borçlu … yönünden takibin zamanaşımı nedeni ile geri bırakılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
İİK’nun 18. maddesine göre, İcra Mahkemesine arz edilen hususlarda basit yargılama usulü uygulanır. Şu kadar ki, talep ve cevaplar dilekçe ile olabileceği gibi İcra Mahkemesine ifade zaptettirmek suretiyle de olur. Aksine hüküm bulunmayan hallerde İcra Mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasını ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir.
Somut olayda; alacaklı vekilinin, borçlunun mirasbırakanı aleyhine daha önce yaptıkları takibin zamanaşımını kestiğini, buna ilişkin müdürlük ve dosya numaralarını bilahare bildireceklerini, zamanaşımı süresinin dolmadığını, dosya borcunun murise ait olduğunu beyan eden borçlunun mirasçı olarak sorumluluğu bulunduğunu belirterek ret kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Alacaklı tarafın savunması karşısında; Mahkemece İİK’nun 18. maddesi gereğince duruşma açılarak taraf beyanları alınmalı, yukarıda belirtilen hususların tespiti yapıldıktan sonra sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile evrak üzerinden karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.