Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/11454 E. 2017/15819 K. 28.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11454
KARAR NO : 2017/15819
KARAR TARİHİ : 28.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 63, 65 ve 116 parsel sayılı taşınmazların, 1953 yılında yapılan kadastro çalışmalarında, hayatta olmayan ve taşınmazda fiili tasarrufu bulunmayan şahıslar adına tespit edildiğini, vekil edenlerinin bu taşınmazların zilyetliğini babalarından devraldığını ve bu güne dek eylemli olarak devam ettirdiklerini, bu sürenin toplamının 90 yılı geçtiğini, kadastro tespitinin hukuka aykırı olarak yapıldığını açıklayarak, davalılar adına olan hisselerin iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalılardan …, … ve… vekili ile davalılardan … ve … vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazların tapuya 2003 yılında tescil edildiği ve bu tarihten itibaren 20 yıllık sürenin geçmediği, taşınmazların ölü kişiler adına değil mirasçıları adına tescil edildiği, TMK.nun 713/2. maddesi kapsamında kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, miras ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal nedenine dayanılarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi ve TMK’nun 713/1 ve 2. maddeleri uyarınca açılmış iptal ve tescile ilişkindir.
Bilindiği üzere; H.M.K’nun 297/2. maddesine göre; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” Mahkemece; az yukarıda açıklanan gerekçeler ile ret kararı verilmiş ise de, davacılar, taşınmazın, 90 yılı aşkın süredir babalarının ve kendilerinin zilyetliğinde olduğunu ve tapu maliklerinin öldüğünü ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuş olup, taleplerini tapunun oluşum tarihi olan 2003 yılı öncesine ve sonrasına dayandırmışlardır. Mahkeme tarafından ise sadece, 2003 yılından sonraki zilyetlik süresi değerlendirilmiş, öncesine ait iddia ve taleplerle ilgili olarak herhangi bir değerlendirme yapılmamış, olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir.Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş; davacıların, tapunun oluşum tarihi olan 2003 yılı öncesine ilişkin taleplerinin de değerlendirilerek, bu konuda da, iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir. SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 28.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.