Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/11478 E. 2017/14526 K. 06.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11478
KARAR NO : 2017/14526
KARAR TARİHİ : 06.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekilleri taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Şikayet eden borçlu vekili; takipte talep edilen faizin fahiş olduğunu, takibe dayanak ilamda davalı lehine hükmedilen alacaklar bakımından 4857 sayılı yasanın 34. maddesi doğrultusunda “en yüksek banka mevduat faizi” ibaresi yer aldığından ilam ile hükmedilen alacağa uygulanacak en yüksek banka mevduat faizinin belirlenmesi gerektiğini belirterek icra emri ve takip talebinin iptalini bunun mümkün olmaması halinde banka mevduat faiz oranlarının çok üzerinde faiz oranı uygulanması sonucu ortaya çıkan fazla talebin reddini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; dayanak mahkeme kararının bozulduğunu, icra takibi ile sadece kıdem tazminatı alacağına bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi talep edildiğini, diğer alacak kalemleri için yasal faiz istendiğini, dayanak ilamın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından “…davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.” ifadeleri ile bozulduğunu, bozma ile birlikte takibin İİK md.40/1 gereğince olduğu yerde durduğunu, huzurdaki davanın 02.10.2014 tarihinde açıldığını, davacının bozma ilamını 28.05.2014 tarihinde icra dosyasına sunurak teminat mektubunun iadesini talep ettiğini, bu durumunda davacının dava açılış tarihinde bozmadan haberdar olduğunu, sonuç olarak davada hukuki yarar olmadığını belirterek şikayetin reddini istemiştir.
Mahkemece denetime uygun bilirkişi raporu doğrultusunda miktar fazlalığı tespit edildiğinden şikayetin kabulüne karar verilmiş, kıdem tazminatı asıl alacağı faizinin 9.276,21 TL’sinin iptaline, icra emrinin bu şekilde düzeltilmesine, kıdem tazminatı faizinin takip sonrası için yıllık %13.50 ve değişen oranlarda faiz yürütülmesine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesine gelince;
Takip dayanağı Ankara 15. İş Mahkemesi’nin 2012/31 Esas, 2013/132 Karar sayılı ilamında, kıdem tazminatının, en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HGK’nun 20.09.2006 tarih, 2012/594-534 Esas ve Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; bu durumda kıdem tazminatı için Mahkemece yapılacak iş; tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması, hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının bilirkişiye hesaplattırılması şeklinde olmalıdır.
Mahkemece, taraflardan banka isimleri sorulmuş davacı borçlu vekilince… Bank Genel Müdürlüğü,… Bankası Genel Müdürlüğü ve …A.Ş Genel Müdürlüğü faiz oranlarının istenilmesi talep edilmiştir. … Bank Genel Müdürlüğü dosyaya yanıt vermiş, faiz oranlarını gösteren tablonun ekte olduğu bildirilmiş fakat belirtilen ekin gönderilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece bu kez aynı bankadan yeniden faiz oranları sorulmuş, ancak … Bank Kızılay Şubesi yanıtı dosyaya gönderilmiştir. Alacaklı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunduğu farklı mahkemelerden alınan bilirkişi raporlarında … Bank’ın aynı dönem için farklı faiz oranları bildirdiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece … Bank’ın fiilen uyguladığı mevduat faiz oranlarının ilgili bankanın genel müdürlüğünden sorularak değerlendirmede nazara alınması, faiz oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve bilirkişi raporunun bu şekilde denetlenerek sonuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte yazılan sebepler ile reddine, Davacı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının (2) numaralı bentte yazan nedenler ile kabulüne, mahkeme kararının İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadelerine,

06.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.