YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11568
KARAR NO : 2017/12714
KARAR TARİHİ : 11.10.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davasının görev yönünden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının kendi zilyetliğinde olup Hazine’ye ecrimisil ödeyerek kullandığı 822 parsel sayılı taşınmazı davacıya terk etmesi üzerine bu yeri davacının kullanmaya başladığını, davalının daha sonra bu taşınmaza el koyduğunu belirterek 822 parsel içindeki davacının kullandığı ve zilyetliğinde olan kısmın belirlenerek zilyetliğinin korunmasını ve davalının bu yere müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istenmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu davanın konusunun el atmanın önlenmesine ilişkin olup 6100 sayılı H.M.K.’nun 2 maddesine göre malvarlığına ilişkin dava olması nedeniyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeni ile reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.nun 33. maddesi uyarınca, olayları açıklamak taraflara, hukuki niteleme hakime aittir.
Dava, zilyetliğin korunmasına ve müdahalenin meni kararı verilmesi talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK.nun 320-1 maddesinde: “Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.” hükmü öngörülmüştür. Mahkemece, bu madde hükmü gözetilerek, dosya üzerinden karar verilmişse de, varılan sonucun maddenin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; anılan maddeye göre, duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebilir. (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir. (Örneğin İİK.nun 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet başvurusu gibi) Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez.
Bilindiği üzere HMK.nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C.Anayasa’nın 36. maddesi ile 6100 Sayılı HMK.nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece taraflar dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, mahkemece taraflara iddia ve savunmalarına bildirmek üzere 6100 sayılı H.M.K’nun 122 ve 127 madde hükümleri gereği dava ve cevap dilekçelerinin tebliği sağlanıp bundan sonra gerekirse duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılması gerekirken, dilekçeler tebliğ edilmeden dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi, doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.