YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11769
KARAR NO : 2017/14065
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 08/09/2014 tarihinde haczedilen mallarla ilgili 3. kişi şirket yetkilisinin istihkak iddiasında bulunduğunu, bu kişinin beyanında işyerindeki bütün malları devraldıklarını ifade ettiğini, dolayısıyla Borçlar Kanunu 202 maddesi gereği işletmenin borçlarından 3. kişinin de sorumlu olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taşınır malların haczedilmiş sayılabilmesi için icra dairesinin istediği zaman bu mallara el koyabilmek imkanına sahip olması gerektiği, bunun için de İcra Müdürlüğü’nün haczettiği taşınır malları ya kendisi ele geçirip icra dairesinde muhafaza altına alması veya bir yediemine teslim etmesi veya istenildiği zaman verilmek şartıyla geçici olarak borçlu veya 3.kişi elinde bırakılması gerektiği, bu üç halde İcra Dairesinin satılacağı zaman hacizli taşınır malı elde edebilmek imkanına sahip olacağı, dava konusu olayda ise İcra Dairesinin usulünce haczedilen menkulleri yediemine, borçluya ya da 3.kişiye teslim etmediği için bu imkana sahip olmadığı, dolayısıyla somut olayda geçerli bir hacizden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde, ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste, toplam 6950,00.-TL değerinde menkul haczinin yapıldığı, haciz tutanağının tanzim edildiği anlaşılmıştır. Haciz tutanağı iptal edilmedikçe, geçerli bir haczin bulunmadığından bahsedilemez. Haciz tutanağının iptaline yönelik bir bilgi de takip dosyasında ve yargılama dosyasında bulunmamaktadır.
Mahkemece mahcuzlar muhafaza altına alınmayıp bir yediemine de teslim edilmediği için geçerli bir haczin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine yönelik hüküm tesis edilmiştir.Ne var ki İİK’nun 88/1. maddesindeki düzenleme para, cirosu kabil senetler, altın, gümüş gibi kıymetli şeyler için getirilmiş bir düzenleme olup, geçerli bir taşınır haczinden söz edebilmek için fiilen el koyma zorunluluğu ya da yediemine teslim etme mecburiyeti bulunmamaktadır.
İstihkak davalarının görülebilmesi için geçerli bir haczin varlığı ön şart olup, dava konusu olayda geçerli bir haczin varlığı söz konusu olduğuna göre, istihkak davasının esası ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken geçerli bir haczin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.