YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11793
KARAR NO : 2017/12715
KARAR TARİHİ : 11.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … vs.
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu edilen 690 ada 78 parsel sayılı 14 m2 yüzölçümlü taşınmazın, tapu kütüğüne kayıtlı ancak tapu kütüğünde maliki anlaşılamayan malik hanesi tamamen boş üzerinde dükkan bulunan taşınmaz olduğunu, murisleri …’in 1973 yılından öldüğü 2013 yılına kadar davasız aralıksız malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu, davacıların bu zilyetliği devam ettirdiklerini belirterek tapu kütüğünden maliki anlaşılamayan bu taşınmaza 20 yıldan fazla süreyle davasız aralıksız malik sıfatıyla zilyet olmaları sebebiyle davacılar adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili dava konusu türden taşınmazların yasa uyarınca Hazine’ye kalacağını ve zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, T.M.K.’nun 713 maddesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasına konu olacak taşınmazın malik hanesinin mutlaka dolu olması gerektiği, somut olayda ise malik hanesinin boş olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, malik hanesi açık olan, 690 ada 78 parsel sayılı taşınmazın T.M.K.’nun 713/2 maddesine göre maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan taşınmazın davacılar adına tespit ve tescili istemine ilişkindir.
Somut olayda; davaya konu taşınmaz hakkında henüz tapu kaydı oluşmamış olup halen malik hanesi açık bulunmaktadır. 3402 sayılı Kanun’un 27/1. maddesi hükmüne göre, “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Kadastro Mahkemesi’ne re’sen devrolunur.” Aynı Kanun’un 26/son maddesi hükmüne göre de; “Kadastro Mahkemesi’nin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar.” Dava konusu parselin halen malik hanesi boş olup, taşınmaz hakkında sicil oluşmadığına ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca gerçek maliki belirleme görevi ile malik hanesini doldurma görevi Kadastro Mahkemesi’ne ait olduğuna göre, uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekirken, dava şartı yokluğundan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının, temyiz edene iadesine, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.