YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12896
KARAR NO : 2017/15569
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 28.10.2014 tarihinde haczedilen demirlerin davacıya ait olduğunu, demir faturaları borçlu tarafından tanzim edilmiş ise de demirin işlenmesi işinin borçlu tarafından yapıldığını, daha sonra da müvekkiline teslim edildiğini, belirterek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, demirlerin önce alt yüklenici adına alındığı sonradan davacıya devredildiği iddiasının açıkça alacaklıdan mal kaçırma amaçlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, haczin borçlunun adresinde yapıldığı, davacının sunmuş olduğu faturaların borçlu şirket adına kesilmiş olduğu, mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği halde, davacının iddiasını ispatlayacak güçlü deliller sunamadığı ve iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddi ile mahcuzların değerinin % 20’si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin hükmedilen tazminata yönelik temyiz itirazına gelince;
İİK.nun 97/13. maddesinde istihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın % 20’den aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı karara bağlanmıştır. Somut olayda da takibin durdurulmasına karar verildiğine göre İİK’nun 97/13. maddesi gereğince bu dava nedeniyle davacı 3.kişinin tutumu sonucu alacağın tahsili geciktiğinden alacaklı yararına % 20 tazminata hükmedilmesi gerekir. Tazminatın matrahının tayininde ise takip konusu alacak miktarı ile hacizli mal değerinden hangisi az ise o miktarın esas alınması gerekir. Somut olayda ise alacak miktarından fazla olan hacizli mal değeri üzerinden tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuştur.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirir nitelikte görülmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bette açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan “…. dava konusu mahcuzların değerinin %20 oranında (13.500,00 TL) davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Takip çıkışı alacak miktarı olan 55.482,36 TL’nin % 20’si olan 11.096,47 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.