YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13847
KARAR NO : 2016/3115
KARAR TARİHİ : 23.02.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne kısmen reddine dair … Aile Mahkemesinden verilen … gün … esas … karar sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir.Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için … Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kâğıdı gönderilmişti.Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, davalı adına kayıtlı olup, evlilik birliği içerisinde sahip olunan taşınmaz, araç ve banka hesabında bulunan para üzerinde tasfiye alacağı bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 80.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili malvarlığı üzerinde davacının katkısı ve alacağı bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak Kanun maddelerini belirlemek hakime aittir. (HMK 33. m.) iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mahkemece deliller değerlendirilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı tarafın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava konusu … ada … parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölüm, 07.07.2005 tarihinde satın alınarak davalı … ./.
adına tescil edilmiştir. Dosyaya getirtilen kayıt ve belgelerden dava konusu taşınmazın banka kredisi kullanılmak suretiyle alındığı, davalının … … Şubesi’nden … tarihinde 120 ay vadeli 40.000 TL bedelli kredi aldığı, mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar 73 taksit kredi ödemesinin yapıldığı, 47 taksitin mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraya kaldığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalara göre, banka kredisinin evlilik birliği içerisinde ödenen 73 taksitinin edinilmiş mal kabul edilmesi, kalan taksitlerin ise mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki ödemeler olması nedeniyle davalının kişisel malı olduğu dikkate alınmaksızın taşınmazın tamamı üzerinden tasfiye alacağının belirlenmesi doğru olmamıştır.
Bundan ayrı, davalı vekili savunmasında, müvekkilinin babası tarafından hediye edilen Honda aracın satışından elde edilen para ile annesinin ziynet eşyalarının satışından edinilen paranın da taşınmazın alınmasında kullanıldığı bildirilmesine rağmen, mahkemece araca ilişkin kayıt ve belgeler istenilerek, yine davalının annesi tarafından verildiği ileri sürülen ziynet eşyaları konusunda araştırma yapılarak, satışından elde edilen paranın dava konusu dairenin alınmasında kullanılıp kullanılmadığı üzerinde gereği gibi durulmadan eksik araştırma ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Diğer yönden; OYAK tarafından 20.07.2005 tarihinde, ön birikim fonundan davalıya 6.809 TL rezerv alacağı ödendiği, davalının 14.11.2010 tarihinde …’nden ayrıldığı, 54.297,55 TL emeklilik yardımının 3/4’lük bölümünün talep üzerine Emekli Maaş Sistemi’ne aktırıldığı, 1/4’lük bölüm karşığı olan 13.574 TL’nin ise 01.12.2010 tarihinde davalıya ödendiği, sistemde bulunan paranın ise en erken Aralık 2013 yılında çekilebileceği anlaşılmaktadır. Ön birikim rezervi 2005 yılında, emekli yardımının 1/4’lük bölümü 2010 yılında davalıya ödendiğine, davacı tarafça harcamaların davacının katılma alacağını azaltılmasına yönelik olduğu ileri sürülüp ispat edilemediğine göre evlilik birliği içerisinde yapılan bu ödemelerin, olağan ihtiyaçların karşılanmasında kullanıldığının kabulü ile tasfiye alacağına dahil edilmemesi gerekir.
Davalının Emekli Maaş Sistemi’ndeki kalan 3/4’lük emeklilik yardımına gelince; 228/2. Madde de, eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Mal rejiminin devamı sırasında, emeklilik yardımının toptan ödenmesi durumunda; öncelikle ödeme tarihi itibarıyla PMF (population masculin feminin) tablosundan yararlanırak, emekli olan eşin ortalama bakiye yaşam süresi bulunarak, ödeme günlük irat şeklinde yapılsaydı her bir güne karşılık gelen miktar saptanır. Bundan sonra, irat şeklindeki günlük ödeme miktarı, mal rejiminin sona erdiği 09.08.2011 tarihinden sonraki kalan günler ile çarpılarak, bulunacak bu miktarın peşin sermayeye çevrilmiş değeri hesaplanması gerekir.
Mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden ödemenin açıklanan yöntemle hesaplanan peşin sermaye çevrilmiş değeri, emekli olan eşin kişisel malı sayılır. Ödenen toplam emeklilik ikramiyesinden, kişisel mal sayılan bu miktar (mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden günlük irat şeklindeki toplam ödemelerin peşin sermayeye çevrilmiş değeri) çıkarıldıktan sonra, kalan miktar edinilmiş mal kabul edilerek tasfiye sırasında göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Mahkemece yukarıda açıklanan araştırmalar yapılmadan eksik araştırmayla yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
../.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu bölümünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.