YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14127
KARAR NO : 2017/17060
KARAR TARİHİ : 18.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 208 ada 4 ve 16 parsellerin kadastro çalışmaları sırasında yanlışlıkla … adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazlardan 208 ada 4 parsel üzerinde davacının 30-40 yıl önce yaptığı evinin mevcut olduğunu, taşınmazların uzun yıllardır davacı zilyetliğinde bulunduğunu,bu nedenle … adına olan tapunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı … vekili; dava konusu yerlerin özel mülkiyete konu yerlerden olmayıp devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, 208 ada 4 parselin 09.05.1983 tarih ve 311 sıra nolu tapu kaydına istinaden … adına tescil edildiğini davacı tarafından tespite itiraz edildiğini ancak reddedildiğini davacı tarafından 208 ada 16 parsel ise itiraz edilmeksizin … adına tescil edildiğini, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu taşınmazların davacının murisi ….’ın zilyetliğinde ve tasarrufunda olduğu, ölümü sonrası bütün mirasçıların katılımıyla geçerli bir taksimin yapılmadığı, taşınmazın elbirliğiyle mülkiyet halinde olduğu, davanın miras ortaklığı adına açılması gerekirken, diğer mirasçıların sonradan katılımıyla dava şartının yerine getirildiğinin kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava ; zilyetlik hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece dava konusu parsellere ilişkin tapu kayıtları ile kadastro tutanakları getirtilmiş olup kadastro tutanağının dayanağı tapu kaydı da getirtilerek dava konusu taşınmazlarda fen, … ve inşaat bilirkişileriyle keşfe gidilerek rapor alınmış, keşif esnasında mahalli bilirkişi ve tanık beyanları dinlenilmişse de mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
1) Mahkemece dava konusu parsellere ait kadastro tutanağının dayanağı olan ve revizyon gören 09.05.1983 tarih 311 sıra nolu tapu kaydının … adına tesciline ilişkin tescil evrakları eksiksiz olarak bulundukları yerden getirtilip dosya arasına konulması,
2) Yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanları doğrultusunda, taşınmazların öncesinde davacının miras bırakan babası ….’a ait olduğu, 40 yılı aşkın süredir kullandığı, ….ın sağlığında taşınmazları çocuklarına taksim ettiği, 4 parseli davacıya 16 parseli ise dava dışı …’a bıraktığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 29.04.2014 tarihli ….mirasçılarını gösterir mirasçılık belgesindeki… … ve ….’a ait imzalı beyanlarında ise miras bırakanlarının sağlığında 20.08.2006 tarihinde mal paylaşımı yaptığını, 4 ve 16 parsellerde bulunan ev ve arsayı davacıya verdiğini, bu ev ve arsada hiç bir haklarının bulunmadığını bildirmişlerdir.
Bilinmektedir ki; 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesi hakimin davayı aydınlatma ödevini düzenlemiş olup buna göre, “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir.” O halde mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazların başında yapılacak keşifte önceki yerel bilirkişi ve tanıklarla birlikte diğer mirasçılar da dinlenerek çelişkinin bulunması halinde yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmesi, miras yoluyla davacıya kaldığının belirlenmesi durumunda ise, … adına tapuya bağlanıldığı 09.05 1983 tarihinden geriye doğru en az 20 yıla ulaşan zilyetliğinin bulunup bulunmadığının sorulup belirlenmesi,
3)Ayrıca, mahkemece komşu parsellere ilişkin varsa kadastro tutanağı ve revizyon tapu ve vergi kaydı ile mahkeme ilamı getirtilip keşif esnasında bu kayıtların da uygulatılması ve dava konusu taşınmaz yönünün ne gösterdiğinin de tespit edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı ve yerinde olmayan gerekçelerle ret kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK.nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,18.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.