Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/14761 E. 2017/15465 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14761
KARAR NO : 2017/15465
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili takip dayanağı menfi tespit ilamının kesinleşmeden takibe konulamayacağından bahisle takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece takip konusu ilamın … 27.İcra müdürlüğünün 2013/16404E. Sayılı dosyasına istinaden açılan istirdat davası olması nedeniyle infazı için kesinleşmesinin gerekmediği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
İlamların infaz edilecek kısmının, hüküm bölümü olduğu, hükmün içeriğinin aynen infazı gerektiği ve gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir (….. Kurulu’nun 08.10.1997 gün ve E:1997/12-517, …:1997/776; 22.03.2006 gün ve E:2006/12-92, …:2006/85; 25.06.2008 gün ve E:2008/12-451, …:2008/453; 03.03.2010 gün ve E:2010/12-124, …: 2010/110 sayılı ilamları).
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 72. maddesinin 4 ve 5. fıkralarına göre, menfi tespit konulu ilamın kesinleşmeden takibe konulabilmesi olanaklı değildir
Somut olayda; takip dayanağı ilamın hüküm bölümünde, “… davanın kısmen kabulü ile, 01.09.2013 tarihli tutanağa istinaden davacının davalıya takip dosyasında tahsil edilen tutarın tamamı yönünden borçlu olmadığının tespiti ile fazladan tahsil edildiği anlaşılan 11.774,07 TL’nin ödeme tarihi olan 11.12.2013 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine” karar verilmiştir. Bu hali ile hüküm fıkrası İİK ‘nun 72.maddesi kapsamında bulunup menfi tespiti de içerdiğinden ilamın infazı için kesinleşmesi gerekir.
Bu durumda Mahkemece şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerekirken ilam içeriği tartışılmak suretiyle sonuca gidilerek şikayetin reddi doğru değildir.

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. ve İİK’nun 366 .maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2017tarihinde oybirliğiyle karar verildi.