Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/14794 E. 2016/5744 K. 29.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14794
KARAR NO : 2016/5744
KARAR TARİHİ : 29.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ile … ve müşterekleri, dahili davalılar … ve … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 08.01.2015 gün ve 599/25 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili, duruşmasız incelenmesi dahili davalı … vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.03.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … vekili Av. … geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili, dava konusu 55 parsel kapsamındaki 2 parça taşınmazın önceki maliklerinden satın ve devralındığını, satış bedelinin ödendiğini ve üzerine bina yapıldığını açıklayarak, bu bölümün tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline, yargılama sırasında ise ifrazının mümkün olmaması halinde paylı mülkiyet şeklinde vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … ve müşterekleri vekili, hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini, dâhili davalılardan …. vekili ise, taşınmazın tapuda yapılan resmi işlemle satın alındığını, vekil eden şirkete husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Dâhili davalı … ve müşterekleri vekili, taşınmaz üzerinde pay sahibi olmadıklarını, davacının fiilen kullandığı yer kadar bölümü satın aldığını, davayı bu haliyle kabul ettiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini açıklamıştır.
Mahkemece, İmar Kanunu’nun 18/son maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı …. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 55 parsel, 06.04.2006 tarihinde hükmen davalı gerçek kişilerin murisi … adına tescil edilmiş, 15.04.2013 tarihinde 1/6 paylı mülkiyet şeklinde davalı gerçek kişiler adına intikal etmiş, paydaşlardan … paylarını 17.04.2013 ve 16.06.2013 tarihinde satış yoluyla dâhili davalı … adına tescil edilmiştir.
Dava; tespit sonrası ancak tapu kaydının oluştuğu tarihten önceki satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı …, taşınmazın bir bölümünü 09.12.1987 ve 03.06.1987 tarihli satış senetleriyle kayıt maliki davalı gerçek kişilerin miras bırakanı …’den satın ve devralan dava dışı üçüncü kişilerden, 12.03.2002 tarihinde zilyetlik devri yoluyla satın ve devralmış, üzerine bina ve müştemilatını yapmıştır. Davacının satın aldığı tarih itibarı ile söz konusu taşınmaz tapusuz olup TMK’nun 762.maddesi uyarınca menkul mal hükmündedir. Aynı Kanun’un 763. maddesi uyarınca satış ve devir için zilyetliğin teslimi gerekmektedir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazın dava konusu bölümünün öncesi tapusuz olup, satıştan önce davalı gerçek kişilerin murisi …’e aidiyeti konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapusuz taşınmaz satın ve devralınmakla davacı … lehine mülkiyet hakkı doğmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 3194 sayılı Kanun’un 18/son maddesi uyarınca, ifrazı kabil olmaması nedeniyle davanın reddine ilişkin karar yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yerinde görülmemiştir. Davacı taraf, dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında satın alınan ve fiilen kullanılan bölümün ifrazen tescili, mümkün olmaması halinde bu bölüme karşılık gelen pay üzerinde paylı mülkiyet esasına göre iptal ve tescil talebinde bulunduğuna göre, bir kısım payların yargılamanın devamı sırasında dahili davalı ….’ne devredilmiş olması göz önünde bulundurularak, yukarıda belirtilen hususlar, 3402 sayılı Kanun’un 15/2.maddesi hükmü ile TMK’nun 713/1, 996 ve 1023. maddeleri uyarınca talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru ve isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edinilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalı şirket vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL.Avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve dahili davalı ….’ye ayrı ayrı iadesine, 29.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.