Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/14954 E. 2015/21054 K. 23.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14954
KARAR NO : 2015/21054
KARAR TARİHİ : 23.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali

… ile … aralarındaki tapu iptali davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 31.10.2014 gün ve 322/439 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi bir kısım davalılar … ve müşterekleri vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

… A R A R

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün 1.bendinin sonuna ” kıyı olarak tapu sicilinden terkinine ” ibareleri eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.11.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Davacı … tarafından açılan dava ile, davalıya ait bir parça taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden kamu malı niteliğinde olduğu ve kişilerin mülkiyetinde kalamayacağını ileri sürerek; bu bölümün davalılar adına mevcut tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak tapu sicilinden terkinine karar verilmesini istenilmiştir.
Yapılan yargılama soncunda mahkemece, davalılar adına tapuya kayıtlı 501 m2 lik taşınmazın tamamının kıyı alanda kaldığı benimsenerek; davalılar adına mevcut tapu kaydının iptal/terkini, davalının el atmasının önlenmesine ve üzerindeki yapının kısmının yıkımına karar verilmiştir. Davalı hükmü temyiz etmiştir.
Kıyılar kamu malı olup; özel mülkiyete konu olmaz (TC. Anayasası m. 43, EMK. m. 641, TMK. m. 715, 3402 s. KK. m. 16, 3621 s. Kıyı Kanunu m.5;13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı YİBK). 3621 sayılı Kıyı Kanunu 1990 yılında yürürlüğe girmiş; temyize konu bu dava ise, 2004 yılında açılmıştır. Kadastro tespiti Mayıs 1322 tarihinden gelen tedavül tapu kaydının revizyonu sonucu yapılmıştır. davaya konu taşınmaz 1959 yılında … Belediyesine kayıtlı iken; belediyenin yaptığı parselasyon işlemiyle, davaya konu parsel davalıların mirasbırakanlarına satılmış; parsel üzerinde daha sonra tapu kaydına da güvenilerek yapılaşma gerçekleşmiştir.
Tapu kayıt malikleri tapu kayıtlarının Devlet tarafından himaye görüp Devletçe korunacağı, kesin hükme bağlanan konuda tekrar bir karar verilmeyeceği konusunda meşru bir beklentiye sahiptir. Bu meşru beklentinin korunması gerekir. Davalılar ayrıca 1926 yılında yürürlüğe giren 743 S. Türk Kanunu Medenisi’nin 931.maddesindeki (2002 yılında yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu m.1023) korumadan da yararlanabilecek durumdadırlar.Ne var ki; kıyı niteliğiyle kamuya ait olması gereken taşınmazın , kamu dışındaki gerçek ve tüzel kişilerin tasarrufunda kalması da doğru değildir. Bu bakımdan yüksek kamu yararı gereğince Devlet, özel kişilerin mülkiyet hakkına dokunabilir. Ülkemizin de taraf olduğu “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nin (1) numaralı Protokolünün 1. maddesi kamu yararı gerektirdiği takdirde mülkiyet hakkından yoksun bırakılabileceğin kabul etmiştir. Bu bakımdan; Devletin davacı olarak kıyı olan bölümün tapu kaydının iptaliyle terkin kararı istemesinde kamu yararının olduğu açıktır. Ancak Devlete tanınan mülkiyet hakkından yoksun bırakmanın karşılıksız olacağı anlamını da çıkarmamak gerekir. Davalı, tapu siciline geçirilmiş ve bu şekilde uzun bir zamandır tasarrufunda bulunan taşınmaza, Devletin kamu yararı gereğince el koyarak kamuya terk etmesi karşılığında, kendisine  uygun bir bedelin tazminat olarak ödeneceği konusunda meşru bir beklenti hakkına sahiptir.
Davalılar, kendilerine bedel ödenmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.Bu nedenle mahkemece “usul ekonomisi ilkesi” uyarnca, taşınmazın rayiç değerinin yöntemince saptanıp, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de gözetilerek (kıyıdan davalıların da yararlanacağı dikkate alınarak), rayiç değere yakın bir bedelin takdir edilip, bu bedelin davacı … hazinesinice depo edilmesi için süre verilmesi; depo edildiği takdirde bu bedelin davalılara ödenmek suretiyle taşınmazın tapu kaydının iptal/terkinine karar verilmesi; depo edilmediği takdirde ise, davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davanın reddi halinde, kuşkusuz devlet bu konuda kamulaştırma yapma yetkisine de sahip olacaktır. Mahkemece açıklanan yönde işlem ve inceleme yapılmak üzere hükmün bozulması gerektiğini düşünüyor; Değerli çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.