Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/15405 E. 2015/16059 K. 10.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15405
KARAR NO : 2015/16059
KARAR TARİHİ : 10.09.2015

MAHKEMESİ : Menemen İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/01/2015
NUMARASI : 2014/36-2015/7

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Borçlu vekili şikayetinde; alacaklı tarafın talebi üzerine Menemen İcra Müdürlüğü’nün 2013/2615 sayılı dosyasına olan borç nedeniyle müvekkili Belediyenin posta çek hesabı üzerine haciz konulduğunu, haczin yasaya aykırı olduğunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun belediyelerin hak, yetki ve imtiyazlarını düzenleyen 15.maddesi gereğince haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporu ve borçlu belediye ile yapılan yazışmalar doğrultusunda borçlu belediyenin PTT Genel Müdürlüğü nezdinde .. nolu hesabına giren tutarların tamamına yakın kısmının vergi ödemelerinden kaynaklandığı, söz konusu hesabın salt vergi, resim ve harç hesabı olup menşei belli olmayan paraların bulunduğu bir havuz hesabı olmadığı kanaatine varılmakla, şikayetin kabulü ile Menemen İcra Müdürlüğü’nün 2013/2615 Esas dosyasında borçlu M.. B..’nın .. numaralı posta çeki hesabına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraları karıştırmak suretiyle havuz hesabı oluşturan borçlu belediyenin, iddiasını ispat imkânını kendisinin kaldırdığının kabulü zorunludur. Borçlu belediyenin haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralarını ayrı hesaplarda tutması yerine havuz hesabı oluşturmasının da iyi niyetle bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Böyle bir davranış AİHM’nin AİHS’nin 6 § 1. ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddelerinin ihlali sonucunu doğuracağı gibi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de bulunmakla, hukukça korunamayacağı muhakkaktır. Bu durumda, borçlu Belediye’ce haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması, haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmelidir.
Somut olayda, Mahkemece de yukarıda açıklanan ilkeler aynen kabul edilmiş ise de; alınan bilirkişi raporunda, incelenen hesap ekstrelerinde tespit edilen F.. D..’dan gelen para ile başka icra müdürlüklerinden gönderilen havale bedellerinin haczedilmez nitelikte paralar olmadığı görülmektedir. Böylece borçlu Belediye’nin şikayete konu hesabına; haczi mümkün olmayan gelirlerinin yanı sıra haczi mümkün paraların da yatırıldığı sonucuna ulaşılarak hesabın havuz hesabı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.