YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17128
KARAR NO : 2017/12527
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Payı Alacağı ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi pul yokluğundan reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, boşanma dava dilekçesi ile birlikte evlilik birliği içinde davalı adına edinilen taşınmazlar ve şirket hissesi bulunduğunu, davacının evlilik birliği içinde çalıştığını, 1993 yılında malulen emekliye ayrıldığı ve gelirleri ile bu malvarlığının edinilmesinde katkıda bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talep tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmiştir. 19.09.2013 tarihli harcını yatırdıkları dilekçe ile davacı vekili dava konusu 1656 parsel yönünden 82.373,06 TL, 1657 parsel yönünden 14.103,90 TL, davalının ortağı olduğu şirketteki payı yönünden 433.365,31 TL olmak üzere talep miktarını toplam 529.842,27 TL şeklinde arttırmıştır.
Davalı … vekili, davacının evlilik birliği içinde çalışmasının az olduğunu ve malvarlığının edinilmesinde davacının hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 99.210,52 TL katkı alacağı ile 197.593,85 TL katkı payı-değer artış payı alacağı toplam 296.804,37 TL’nın karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekillerin 1656 ve 1657 parseller yönünden diğer temyiz itirazlarına gelince;
Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK 26).
Somut uyuşmazlık incelendiğinde taraflar 13.08.1975 tarihinde evlenmiş, 17.09.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 04.02.2010 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmıştır. Tasfiyeye konu edilen 1656 ve 1657 parseller eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu sırasıyla 07.03.1990 ve 07.12.1998 tarihlerinde satış yolu ile davalı adına tapuda tescil edilmiştir.
Mahkeme tarafından yazılı şekilde davacı lehine alacağa hükmedilmiş ise de bu iki taşınmaz yönünden talebin aşıldığı ve ayrıca hükme esas alınan rapor incelendiğinde hesaplamanın hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı incelendiğinde Mahkemece aldırılan ilk 20.06.2013 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı tarafın katkı oranının %30 olarak tespit edildiği, davacı vekilininde bu rapor sonrasında sunduğu gerek ıslah dilekçesi gerek 10.03.2014 tarihli dilekçede katkı oranının %30 olarak kabul edilmesini talep ettikleri anlaşılmaktadır. Ne var ki Mahkeme tarafından bu kez üç kişilik bilirkişi heyetine rapor tanzim ettirildiği, 28.02.2014 tarihli kök raporda davacının katkı oranının %27,6 olarak tespit edildiği, aynı heyetten aldırılan 08.01.2015 tarihli ek raporda ise bu kez oranın %30.85 olarak belirlendiği, Mahkemenin bu ek raporu ve dolayısıyla % 30.85 katkı oranını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafın %30 katkı oranı ile 1656 parsel yönünden 82.373,06 TL, 1657 parsel yönünden 14.103,90 TL olmak üzere toplam talebi 96.476,96 TL iken talep aşılarak bu iki taşınmaz yönünden %30.85 katkı oranı ile toplam 99.210,52 TL alacağa hükmedilmiştir.
Bundan ayrı, hesaplama yapılırken taşınmazların değerlerinin esas alındığı tarihlerde hatalıdır. Katkı payı alacağı hesaplamasında, belirlenecek katkı oranı tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle alacak miktarları hesaplanır. Hükme esas alınan heyet raporu incelendiğinde dava tarihi itibariyle taşınmazların değeri esas alınması gerekirken üç sene sonra gerçekleştirilen keşif tarihi (2011) itibariyle değerler dikkate alınmıştır. 1656 ve 1657 parseller yönünden izah edilen nedenler ile karar usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Davalı vekillerinin şirketteki hisse yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Dosya kapsamından tasfiyeye konu edilen hissenin bulunduğu … Plastik Ltd Şti’nin eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 25.12.2000’de kurulduğu, davalının kurucu ortaklardan olup şirkette %90 hissesinin bulunduğu, mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle davalının halen aynı oranda şirkette hissedar olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın dava dilekçesindeki şirket yönünden talebi, davalının şirketteki payı iken hükme esas alınan ek heyet raporu incelendiğinde az yukarıda izah edildiği üzere davacının talebi aşılarak tespit edilen %30.85 katkı oranı kullanmak suretiyle talep konusu olmayan şirketin kuruluş sermayesinden, 2005 yılında yapılan sermaye arttırımından, sermaye arttırımı ile oluşan değer artışından ayrı ayrı alacak hesaplandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, talep konusu davalının şirketteki %90 payı yönünden temyiz edenin müktesep hakları gözetilerek Dairenin uyguladığı ilke ve esaslar çerçevesinde davacı lehine katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hatalı hesaplamanın hükme esas alınması bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı vekillerinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.