YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18668
KARAR NO : 2017/17266
KARAR TARİHİ : 20.12.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili, takibe dayanak ilamda yer almayan güzergah-ruhsat bedelinin icra emrinde talep edildiğini, ayrıca 2577 sayılı Kanun’un 28/1maddesi gereğince ilamın infazı için, kesinleşmesi gerektiğini ileri sürerek takibin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, dayanak ilamın henüz kesinleşmediği ve 2577 sayılı Yasa’nın 28/2 maddesi hükmü gereğince takipten önce idareye başvuru yapılmadığı gerekçesiyle şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, alacaklı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas, 1997/776 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere “İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur.” İcra Mahkemesi, ilamın hüküm fıkrasının aynen uygulanmasını denetlemekle görevli olup, ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleyemez.
Somut olayda; alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takipte, takibe dayanak yapılan … 2. Vergi Mahkemesi’nin 01.09.2014 tarihli 2014/615 Esas 2014/714 Karar sayılı ilamında, dava konusu işlemin iptaline, 91,60 TL yargılama gideri ile 750,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine hükmedildiği, borçluya gönderilen icra emrinde vekalet ücreti ve yargılama gideri ile birlikte 5.229,00 TL güzergah ruhsat bedeli de olmak üzere toplam 6.070,60 TL alacağın tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Takibe dayanak yapılan Vergi Mahkemesi ilamı dava konusu işlemin iptaline ilişkin olup, hüküm fıkrasında iptal edilen işlemle ilgili likit bir alacak hükmü içermemektedir. Bu hali ile ilam, yargılama gideri ve vekalet ücreti dışında asıl alacak için ilamlı icra takibine konu edilemez. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda İcra Mahkemesince takibin yargılama gideri ve vekalet ücreti dışında kalan talepler yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken takibin tümden iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de, takibe konu Vergi Mahkemesi ilamının icrası için kesinleşmesinin zorunlu olduğuna yönelik yasal bir dayanak bulunmamaktadır. Öte yandan, HMK’nun 26. maddesine göre, “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. ” “Taleple bağlılık” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkimin tarafların talep sonucu ile bağlı olduğu açık olup, Mahkemece borçlunun talebi dışında alacaklı tarafça takipten önce idareye başvuru yapılmadığı gerekçesiyle şikayetin kabulüne karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.