YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18945
KARAR NO : 2016/3116
KARAR TARİHİ : 23.02.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Sınır İptali, Tescil, Müdahalenin Önlenmesi
… ve … ile davalılar ve … Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki sınırlandırmanın iptali, tescil ve müdahalenin önlenmesi davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair …. Hukuk Mahkemesi’nden verilen 10.04.2014 gün ve 2010/423 Esas 2014/604 Karar sayılı sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili, duruşmasız incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.04.2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat … Bölke ve vekili Avukat … geldiler, başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya eksik belgelerin eklenmesi için mahkemesine geri çevrilmiş, mahkemece ilgili evrakların temini üzerine dosya incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı (karşı davalılar)…n ve … dava dilekçesinde vergi kaydı ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak 2 nolu parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş; karşı davaya cevaplarında ise, karşı davanın reddini savunmuştur.
Davalı (karşı davacı) vekili, kazanma koşulları oluşmayan asıl davanın reddini savunmuş; birleşen dava dilekçesinde ise, davacıların mera niteliğindeki taşınmazı kullanmak suretiyle el attığını ileri sürerek haksız müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, bozma ilamlarına uyularak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı-karşı davalılar vekili ile davalı-karşı davacı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu 2 parsel, kadastro yoluyla 12.04.1952 tarihinde mera niteliğiyle sınırlandırılmış, dava dışı kişilerin açmış olduğu sınırlandırmaya itiraz davasına, davacılar müdahil olarak katılmış,… Kadastro Mahkemesi’nin 30.05.2002 tarih 1954/70 Esas 2002/36 Karar sayılı ilamı ile tespitten sonraki nedenlere dayanmaları sebebiyle davacılar yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 26.02.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Bilahare taşınmaz üzerinden petrol boru hattının geçmesi nedeniyle ifraz edilerek 141 ve 143 parsellere revizyon görmüştür.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre asıl dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı sınırlandırmanın iptali ve tescil, birleşen dava ise meraya el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, bozma ilamlarına uyularak sonucu dairesinde işlem tesis edildiğine, dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera niteliğindeki yerlerden olmadığı, davacılar tarafından uzun yıllar tarım arazisi olarak tasarruf edildiği belirlendiğine, taşınmazların 1948 ve 1956 yıllarına ait hava fotoğraflarında kuru tarım arazisi olarak kullanıldığı tespit edildiğine, arpa, buğday ekilmek suretiyle kullanılan yerlerden olduğu uzman bilirkişilerce belirlendiğine, dayanak 1937 tarih 23 sayılı vergi kaydının kapsamı dikkate alınarak karar verildiğine göre; davacı-karşı davalının tüm, davalı-karşı davacı …nin aşağıda gösterilen nedenler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı-karşı davacı…nin diğer temyiz itirazlarına gelince; mahkemece 141 parsel kapsamında kalan ve A ile gösterilen 300.790,47 m2, 143 parsel kapsamında kalan ve A harfiyle gösterilen 51.219,53 m2, aynı raporda B harfiyle gösterilen 100.000 m2 yerin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm gözönünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacılar adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, eksikten getirtilen dava dosyalarındaki kayıtlar ile Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü’nün karşılık yazılarından; davacılar adına belgesizden kazanılan taşınmaz bulunmadığı ve dayanak vergi kaydının kadastro çalışmaları sırasında revizyon görmediği bildirilmiştir. Ancak dava dışı 7 parselden… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1986/116-133 Esas ve Karar sayılı ilamı ile oluşan 120.000 m2 yüzölçümlü 129 parsel, 41 parselden aynı mahkemenin 1980/122 esas 1991/150 karar sayılı ilamı ile oluşan 41.050 m2, aynı ilamla 16 parselden ifrazen oluşan 31.500 m2 yüzölçümlü 131 parsel ve 30 parselden aynı mahkemenin 1978/219 Esas 1981/152 Karar sayılı ilamı ile oluşan 45.015 m2 yüzölçümlü 132 parselin davacılar adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada ise, vergi kaydı kapsamı dışında kalan ve teknik bilirkişi raporunda B harfiyle gösterilen 100.000 m2 yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayalı olarak davacılar adına tesciline karar verildiğine göre, mahkemece 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi uyarınca yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir.
O halde; yukarıda açıklanan araştırma ve incelemenin usulüne uygun olarak yapılması, davacıların belgesizden kazanabileceği taşınmaz miktarının duraksamaya yol açmayacak şekilde belirlenmesi, davacıların daha önce hükmen tescil yoluyla kazandıkları taşınmazların yüzölçümlerinin gözönünde tutulması, ondan sonra elde edilecek sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı…nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA; davacı (karşı davalılar)’ın tüm, davalı (karşı davacı)…nin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine; Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret -//-
Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL.Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil marifetiyle temsil olunan davalı…ye verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 23.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.