Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/18993 E. 2017/11510 K. 26.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18993
KARAR NO : 2017/11510
KARAR TARİHİ : 26.09.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde düğünde takılan takıların bir kısmı bzdurularak davalı adına alınan araç yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile aracın edinilmiş mallara ‘ katılma rejimine göre paylaştırılmasını talep etmiş; harca esas değer 1.000,00 TL olarak bildirilmiştir. 30.10.2014 tarihli harcını yatırdıkları dilekçe ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500,00 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … Satılmış vekili, davaya konu aracın 13.000,00 TL peşinat, geri kalan kısmının ise banka kredisi ile tamamlanarak satın alındığını, peşinatın tamamının davalının takıları bozdurularak ödendiğini, davacının hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davasının kısmen kabulü ile; 7.150.00 TL meblağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin araca yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TM 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde, taraflar 10.08.2008 tarihinde evlenmiş, 12.05.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın 03.12.2013 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmıştır. Tasfiyeye konu edilen araç eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 19.04.2010 tarihinde davalı adına satın alınmıştır.
Mahkeme tarafından davacı lehine yazılı miktar alacağa hükmedilmiş ise de hükme esas alınan rapor incelendiğinde hesaplamanın yukarıda izah edilen ilke ve esaslara uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından araç alınırken ödenen peşinatın davalıya ait ziynetlerin bozdurulmasından gelen para ile karşılandığı sabit olup, bu para yönünden TMK 230 maddesi hükmü gereği davalı lehine denkleştirme yapılması gerekirken yazılı şekilde ziynetlerden gelen paranın da edinilmiş mal gibi kabul edilerek hesaplamaya dahil edilmesi hatalıdır.
3- Davalı vekilinin faiz yönünden temyiz itirazlarına gelince:
Davacı lehine hükmedilen alacak, katılma alacağı niteliğindedir. TMK.239/son maddesinde: “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır. Yargıtay’ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, karar tarihinden itibaren alacağa faiz yürütülmesi gerekirken, davalı aleyhine olacak şekilde dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.