YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19341
KARAR NO : 2017/12867
KARAR TARİHİ : 12.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 27.05.2015 gün ve 2014/3724 Esas, 2015/11795 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, hacze konu …’ isimli teknenin davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçluya Finansal Kiralama Sözleşmesi ile kiralandığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, müvekkilinin dava konusu teknenin kaptanı olup, alacağının gemi alacaklısı hakkı verdiğini, borçlu şirketin bu tekneyi davacı şirketten leasing yöntemi ile kiraladığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; takip konusu alacağın gemi alacaklısı hakkı veren gemi alacağı olması nedeniyle, leasing sözleşmesi gereğince kiralayan konumunda olan davacı şirkete ait yata haciz konulmasının usul ve yasaya uygun olduğu, haciz konulan geminin mülkiyeti konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı bu sebeple davacının istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 27.5.2015 gün, 2014/ 3724 Esas 2015/ 11795 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş olup onama kararına karşı davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davacı 3.kişi ile borçlunun Cebelitarık uyruklu oluşu, davaya konu geminin Cebelitarık siciline tescil edilmiş olması nedeni ile dava konusu uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı açıktır. O halde davada; hukuki ilişkinin tarafları (öznesi) yönünden, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunda düzenlenmiştir. (MÖHUK.m.1)
Hakim Türk Kanunları İhtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. (MÖHUK. M.2/1)
Bu itibarla öncelikle mülkiyet açısından davaya konu geminin mülkiyetinin hangi hukuka göre belirleneceğinin tespiti önemlidir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 22.maddesi taşıma araçları üzerindeki ayni haklara ilişkindir. Davacının iddia ettiği mülkiyete ilişkin itirazlar ve davaya konu geminin finansal kiralama sözleşmesinin konusunu oluşturup oluşturmadığı iş bu madde uyarınca belirlenecek hukuka göre çözümlenecektir.
MÖHUK 22/ 1 . maddesine göre; hava, deniz ve raylı taşıma araçları üzerindeki aynî haklar, menşe ülke hukukuna tâbidir. Menşe ülke ise, hava ve deniz taşıma araçlarında aynî hakların tescil edildiği sicil yeri, deniz taşıma araçlarında bu sicil yeri yoksa bağlama limanı, raylı taşıma araçlarında ruhsat yeridir.(MÖHUK M. 22/2)
O halde, Mahkemece yapılacak iş; öncelikle tarafların kendi milli hukukunda bulunan konuya ilişkin tercüme edilmiş kanun maddeleri, ilgili bilgi ve belgeler ile olayın çözümü için gerekli olan tüm dökümanları mahkemeye sunmaları için taraflara süre ve imkan tanınması, gerekirse Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinilmesine Dair Avrupa Sözleşmesi hükümlerinden de yararlanılması,5718 sayılı MÖHUK un ilgili maddelerinin olayın çözümünde göz önünde tutulması, tarafların milli hukukuna göre gerekli bilgi ve belgeler ile kanun maddelerinin Türkçe örnekleri sağlandıktan sonra dosya tomarıyla birlikte Devletler Hususi Hukuku, İcra İflas Hukuku ve Deniz Ticareti Hukuku konusunda uzman bilirkişiye verilmek suretiyle olayın çözümüne ve menşe ülke hukukuna uygun gerekçeli tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık rapor alınması, ondan sonra oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, menşe ülke hukuku göz ardı edilerek karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Belirtilen nedenlerle hükmün bozulması gerekirken, onandığı anlaşıldığından, onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı üçüncü kişi vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemize ait 27.5.2015 gün, 2014/ 3724 Esas 2015/ 11795 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı alacaklı vekilinin itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.