YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2071
KARAR NO : 2015/4756
KARAR TARİHİ : 23.02.2015
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın tespiti
… ile … ve müşterekleri aralarındaki muhdesat tespiti davasının kabulüne dair . Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 07.06.2013 gün ve 136/358 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi bir kısım davalılar … ve müşterekleri vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, tapuda tarafların murisi … adına kayıtlı 110 ada 2 parsel, 123 ada 3 parsel, 107 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan yapıların davacı tarafından yapıldığını, yine bu taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların davacı tarafından dikildiğini açıklayarak, bu muhdesatların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … davayı kabul etmiş, diğer davalılar ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 110 ada 2 parsel, 123 ada 3 parsel, 107 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi hükmünde, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklandığından, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu olgu gözönüne alındığında kural olarak ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemeyeceği gibi mahkemelerce de muhdesatların taşınmazın arzına malik olanlar dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Ne var ki, çoğun içinde azın da bulunduğu, muhdesatların mülkiyetinin tespiti isteminin muhdesatların meydana getirildiğinin tespiti istemini de içerdiği gözönüne alındığında, mülkiyet tespiti istemiyle açılan davalarda, koşullarının varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davaya konu muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekir. Ayrıca mülkiyet tespitine ilişkin kararın beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca, az yukarı da açıklanan hukuksal olgu gözetilerek mahkemece mülkiyetin tespitine ve bu hususta şerh düşülmesine karar verilemeyeceği, ancak bu hususların yeniden yargılamayı gerektirmediği gözetilerek hükmün 1. fıkrasındaki ” … mülkiyetinin davacı …’a ait olduğunun tespitine” ibarelerinin hükümden çıkartılarak bunun yerine 3 adet armut’un ibarelerinden sonra gelmek üzere ” … davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine” ibaresinin eklenmesine, hükmün 2. fıkrasındaki “Karar kesinleştiği takdirde mülkiyet tespitine ilişkin kararın beyanlar hanesine şerh düşülmesi için …ne müzekkere yazılmasına” tümcesinin ise tamamen hükümden çıkartılmasına ve kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 1.225,00 TL peşin harcın istek halinde bir kısım davalılar … ve müştereklerine iadesine, 23.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.