Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/21305 E. 2016/9505 K. 30.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21305
KARAR NO : 2016/9505
KARAR TARİHİ : 30.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ve müşterekleri ile …, … ve asli müdahiller … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili, … parsel sayılı taşınmazın 28/56 payının tapuda … oğlu … adına kayıtlı olduğunu, davacıların kök murisi …’un taşınmazın yarısını kayıt maliki … oğlu …’ten satın aldığını, diğer yarısını da daha sonra edindiğini, davacıların zilyetliğinin taşınmazın tamamında 20 yılı aşkın olduğunu, kayıt malikinin ya da mirasçılarının nerede yaşadığının bilinmediğini, kayıt maliki ve mirasçıları hakkında kimsenin bilgisinin olmadığını, davacılar lehine TMK’nun 713/2. maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğunu açıklayarak … oğlu … adına kayıtlı payın iptali ile fiili kullanım durumuna göre davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili, 02.07.2013 havale tarihli dilekçesiyle …’un da davacıların kök murisi …’un mirasçısı olduğunu belirterek davacı sıfatıyla davaya dahil edilmesini istemiş, bu talep mahkemece kabul edilmiştir.
Davalı … vekili, iptali istenen payın kayıt malikinin kim olduğunun bilindiğini, ayrıca davacıların malik sıfatıyla 20 yıllık zilyetliğinin bulunmadığını belirterek da…ın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapuda malik olarak görünen … oğlu …’in ve mirasçılarının kim olduğunun bilinmediği, tapu kaydından malikin kim olduğunun anlaşılamadığı, davacıların eklemeli zilyetliklerinin 20 yıldan fazla olduğu gerekçesiyle da…ın kabulü ile, dava konusu … ada, … nolu parselin tapu kaydının iptaline, 20/11/2014 tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokide gösterildiği şekilde raporda F harfi ile gösterilen 417,81 m²lik kısmın davacılardan … Aldemir adına, rapor ve krokide E harfi ile gösterilen 416,88 m²lik kısmın davacılardan …, krokide D harfi ile gösterilen 689,72 m²lik kısmın davacılardan … adına, C harfi ile gösterilen 1305,94 m²lik kısmın eşit şekilde davacılardan İlyaddin İnanç ve … adlarına, B harfi ile gösterilen 652,69 m²lik kısmın davacılardan … adına, A harfi ile gösterilen 1173,74 m²lik kısmın davacılardan … adına, G harfi ile gösterilen 178,30 m²lik kısmın ise davacılardan … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
./.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, Kanun’un açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Kanun’un açık hükmü dikkate alındığında, tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır (Yargıtay HGK’nın … ve … sayılı ilamları).
Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca “tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması” gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu … parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde; taşınmazın tapu kaydının kadastro sırasında revizyon gören … 308 tarih 58 sıra nolu tapu, 1.10.1969 tarih 2 sıra nolu tapu, 19.4.1969 tarih 114 sıra nolu tapu ve 21.3.1969 tarih 88 sıra nolu tapu kayıtlarına istinaden oluştuğu, … oğlu … adına tespit ve tescil edilen 28/56 payın … sıra nolu tapu kaydından geldiği, bu tapu kaydında da taşınmazın edinme şekli ile malik isminin açıkça yazıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; tapu kaydı, tapulama tutanağındaki açıklamalara ve dayanak tapu kayıtlarına göre; kayıt maliki … oğlu … tapu kütüğündeki bilgilerden kim olduğu anlaşılan ve bilinen kişi olup, davacı lehine TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı ”maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı kazanma koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak da…ın reddine karar verilmesi gerekirken, kanun maddesi yanlış yorumlanarak yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde da…ın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.