YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21644
KARAR NO : 2016/4702
KARAR TARİHİ : 15.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının mahkemenin yetkisizliğine dair … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nden verilen 10.09.2015 gün ve 229/372 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, …’nda bulunan bir arsa ile bir kooperatif hissesinin evlilik içinde davalı adına edinildiğini ancak boşanma davası açılmadan kısa süre önce davacının alacağını azaltma amacı ile davalı tarafından elden çıkartıldığını açıklayarak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … cevap dilekçesinde, yetki itirazında bulunmuş, esası bakımından da davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, yargılamanın görevli ve yetkili Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi’nde (Aile Mahkemesi sıfatıyla) görülmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 24.07.2002 tarihinde evlenmişler, 21.06.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hüküm 27.02.2015 tarihinde kesinleşmekle evlilik birliği son bulmuştur. 4722 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca eşler bir yıllık yasal süre içerisinde başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre, eşler arasında evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.m.202, 4722 s.K.m.10). Eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamından; mahkemece, davalının yaptığı yetki itirazının kabul edilerek; davanın boşanmanın görüldüğü mahkeme olan … Asliye Mahkemesi’nde (Aile Mahkemesi sıfatıyla) açılması gerektiğinden bahisle yetkisizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davalının süresinde yetki itirazında bulunduğu hususunda bir ihtilaf
bulunmamaktadır. İhtilaf yetki itirazının usulüne uygun olup olmadığı noktasındadır. HMK’nun 19/2. maddesinde “…Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz” 19/4. maddesinde ise “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir” hükmü yer almaktadır.
Davalı süresinde verdiği cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş, mahkemenin yetkisine itiraz ettiğini, yetkili mahkemenin TMK’nun 214. maddesi uyarınca boşanma davasında yetkili … ve ikametgahı olan … Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple öncelikle yetki itirazının değerlendirilerek yetkisizlik kararı verilmesini ve davanın yetkili Kumru Aile Mahkemesi’ne gönderilmesini istediğini bildirmiştir. Davanın niteliği itibarıyla davada yetkili mahkemenin TMK’nun 214. maddesine göre kesinleşen boşanma davasının görüldüğü … Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla) olduğu açık ise de yetki itirazında bulunan davalı, dosyanın yetkili … Aile Mahkemesi’ne gönderilmesini istediğine göre az yukarıda yazılı HMK’nun 19. maddesinin 2 ve 4. fıkraları gereğince yetki itirazı usulüne uygun olmadığından davanın açıldığı … Asliye Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla) yetkili hale gelmiş bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemece, davalının yetki itirazının reddiyle davaya kaldığı aşamadan devam edilerek varılacak sonucu göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 27,70 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 15.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.