YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21790
KARAR NO : 2016/8671
KARAR TARİHİ : 11.05.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 07.05.2012 tarihinde, ….’nin soğuk hava deposuna teslim edilen, 653 354 kg malın haczedildiğini, borçlu ile müvekkilinin hiç bir zaman aynı adreste faaliyet göstermedikleri gibi ortaklarının da aynı olmadığını, bir kereye mahsus, borçludan 30.12.2011 tarihinde 651 785 TL değerinde mal alındığını bunun dışında bir bağlantılarının olmadığını, belirterek, istihkak iddialarının kabulüne ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili haciz adresinin borçlunun eski faaliyet adresi olduğunu ayrıca organik bağ içerisinde bulunduğu …..’nin de faaliyet adresi olduğunu, davacının adresinin …. olduğunu, istihkak iddiasını ispatlayamadığını, ayrıca, borçlu ve dava dışı ……. arasında bağlantı bulunduğunu, faturaların borcun doğumundan sonra düzenlenmiş olup, muvazaalı olduğunu, haczedilen malların kalitesi belli olduğu halde, faturalarda belli olmadığını, haciz adresinde borçluya ait davacı ile ilgili evraklar bulunduğunu mal kaçırma amacı ile hareket edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, borçlu şirket ile davacı şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri, haczin borçlu şirketin önceki adresinde yapıldığı davacı şirketin ise haciz yapılan adresi, şube veya şirket merkezi olarak kullanmadığı gibi, şirket merkezinin …. / ….. olduğu, ticari defter kayıtlarının usulüne uygun açıklayıcı ve anlaşılır düzenlenmediği, sunulan faturaların tek başına mülkiyeti ispata yarar belgelerden sayılamayacağı, borçlu şirket ile istihkak iddia eden şirketler arasında hukuki ve organik bağın bulunduğu, şirket ortaklarının belirli dönemlerde aynı kişiler olduğu, şirket ortaklıklarının devri nazara alındığında, istihkak iddiasının, borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırmak kastı ile muvazaaya dayalı olduğu bu nedenlerle davanın reddine, mahcuzların satış bedelinin, alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulması nedeniyle davacının haczedilen menkullerin değerinin %20’si 291.792,76 TL. tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1 – Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2 – Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Mahkemece, davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilmişse de, Mahkemece verilen tedbir kararıyla takibin durmadığı, sadece yapılacak olası ihalede satış bedelinin, tedbir kararında gösterilen teminat karşılığında ödenmemesine ilişkin olduğu, teminatın davacı tarafından yatırıldığına dair gerek takip dosyasında, gerekse yargılama dosyasında herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, yapılan ihale ile alacağa mahsuben yapılan satışta, malın alacaklıya geç tesliminden, davacı sorumlu tutulmamalıdır. Bu sebeple, Mahkemece, davalı alacaklı yararına İİK’nun 97/13 maddesine göre tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3- İstihkak davasına konu mahcuz, takibin devam etmesi neticesinde satılmışsa istihkak davasının konusu satış bedeline dönüşür. Somut olayda, dava konusu menkullerin 17.09.2012 tarihinde yapılan ihale ile alacağa mahsuben, 702.000 TL bedelle davalı alacaklıya geçmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, davanın reddi sebebiyle davalı alacaklı lehine takdir edilecek nispi vekalet ücretinin de, bu satış bedeli üzerinden hesaplanması gerekirken, mahcuzların kıymet takdir raporunda belirlenen değeri dikkate alınarak fazla vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün bu sebeple de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3.020,00 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 11.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.