YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23640
KARAR NO : 2016/11153
KARAR TARİHİ : 23.06.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Alacak
… ve müşterekleri ile … ve … aralarındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için … Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Av. … ve karşı taraftan … ve … vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, davalılara düşen şirketlere muris …’ın ölümünden önceki döneme ilişkin tahakkuk eden vergileri vergi barışı kapsamında taraflar arasında akdedilen 18.04.2003 tarihli sözleşmelere uygun olarak davacıların ödediğini, anlaşma gereğince davacıların davalılara rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek 24.820.851,06 USD tutarındaki alacağın her bir taksit ödemesine ödeme tarihinden itibaren işleyecek sözleşme faizi ve toplam alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek sözleşme faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.01.2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile, 24.820.851.06 USD tutarındaki alacaklarının dava tarihinden itibaren işletilecek sözleşme faizi ve temerrüt faizi ile davalıların miras hisseleri olarak sahip olacakları gayrimenkuller üzerindeki haklarından alınabilmesi için tereke gayrimenkullerinin tanınmış ve ciddi bir firmaya yaptırılacak ekspertiz değerleri itibariyle alacaklarının miktarına ulaşan ve dilekçe sonunda belirttikleri gayrimenkullerdeki davalılara ait miras paylarının müvekkillerine ait olduğuna karar verilerek gayrimenkullerin tapularının müvekkillerine eşit oranda geçirilmesini; talepleri kabul edilmezse, sözleşmenin taksim sözleşmesi olduğu kabul edilmeyerek sadece taksimde esas olacak hisse tespitine ilişkin sözleşme olduğuna kanaat getirilirse, açılacak taksim davasına esas olacak şekilde sözleşme hükümlerine göre 24.820.851.06 USD ve dava tarihinden itibaren işletilecek sözleşme ve temerrüt faizi ile alacağın ve davalıların gayrimenkullere ilişkin terekedeki miras payları ./.
üzerinde bu alacak tutarına denk gelecek şekilde aynî olarak doğan haklarının tanınarak sözleşmeye göre sahip oldukları hakkın tespit suretiyle hüküm altına alınmasına; miras hukuku sözleşmelerinin gereğinin yerine getirilmesi yönündeki taleplerinden birisi cevaz görmez ise 24.820.851.06 USD alacaklarının davalılar tarafından dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %2 sözleşme ve temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini, eğer taksime konu gayrimenkullerdeki miras paylarının değeri 24.820.851.06 USD tutarındaki alacakları ve faizinden oluşacak miktara ulaşmazsa kalan miktar kadar alacağın müvekkillerine ödenmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davacıların terditli taleplerinden davacı tarafın 24.820.851,06 USD’nin dava tarihinden itibaren işletilecek sözleşme ve temerrüt faizi ile alacağın gayrimenkullere ilişkin davalıların terekedeki miras payları üzerine bu alacak miktarına denk gelecek şekilde ayni olarak hak tanınması ve tespiti talebinin reddine,
Davacı tarafın terditli taleplerinden alacağın tahsiline ilişkin talebinin kabulü ile 9.256.211,82 USD asıl alacağın ve 15.564.639,24 USD faiz alacağının davalılardan müştereken tahsili ile davacılara verilmesine, asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren sözleşmesel aylık %2 faiz uygulanmasına karar verilmesi üzerine hüküm; davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığa ilişkin olarak; yargılama aşamasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinde, “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır” denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 88. maddesi “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
TBK’nun 117. maddesinde ise ” Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” hükmü düzenlenmiştir.
../.
1-) Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mahkemece deliller değerlendirilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, taraflar arasında yapılan 18.04.2003 tarihli “anlaşma” ve aynı tarihli “sözleşme” başlıklı sözleşmelerin Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenmiş, muris …’a ait ödenen ve ödenecek vergi borçlarının mirasçılar arasında mahsubuna ilişkin olup TMK’nun 676. maddesi uyarınca miras taksim sözleşmesi olarak değerlendirilmemesine göre, davacıların tüm, davalıların aşağıda (2) ve (3) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-) Davalılar vekilinin asıl alacağa dava tarihinden itibaren hükmedilen faize yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; uyuşmazlığın çözümü bakımından karar tarihinden önce yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren ve yukarıda açıklanan 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı Yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Buna göre, mahkemece dava tarihinden itibaren hükmedilecek faizin, düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde emredici nitelik taşıyan TBK’nun 88. ve 120. maddeleri dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece anılan yasal düzenlemeler karşısında faiz hesaplamasına ilişkin olarak izah edilen bu hususları kapsayan taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak, hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
3-) Davalılar vekilinin işlemiş faiz alacağına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; somut olayda; 18.04.2003 tarihli “anlaşma” başlıklı sözleşmede taraflar “Tüm vergi borçlarının 1 inci taksidi, mirasçılardan … ve …’a velayeten …’ın ödeme yapmaması nedeni ile diğer mirasçılar …, … ve …’a velayeten … tarafından ödenmiş olup, kalan diğer taksitler de bu üç mirasçı tarafından aynı şekilde ödenecektir.Her taksit tutarı vergi dairelerine ödeme yapıldığı tarihlerdeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Amerikan Dolarına çevrilecektir” düzenlemesine yer vermişlerdir.TBK’nun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacıların, … Otelcilik Turizm Sağlık Hizmetleri Tic.A.Ş.’ye ait vergi borcu ilk taksidinin 28.03.2003’tarihinde 700.670,72 TL , … Turizm San. ve Tic. A.Ş’ye ait vergi borcu ilk taksidinin 31.03.2003’tarihinde 130.880,06 TL, L… Investments Turizm A.Ş.’ye ait vergi borcu ilk taksidinin 27.03.2003’tarihinde 313.484,49 TL olarak ödedikleri görüldüğünden ödemelerin davalılar tarafından bilindiğinin ve ödemelere ilişkin davalılara daha önce herhangi bir ihtarat yapıldığı iddia ve ispat edilmediğinden, davalıların anılan ilk taksit ödemelerinden 18.04.2003 tarihli “anlaşma”başlıklı sözleşme ile haberdar olduklarının kabulü ile ödenen bu ilk taksitler için faizin 18.04.2003 tarihinden itibaren başlatılması gerekmektedir. 18.04.2003 tarihli “sözleşme” başlıklı sözleşmede faiz oranı, döviz bazında aylık %2 olarak belirlenmiş, aynı tarihli “anlaşma” başlıklı sözleşmede her taksit tutarının vergi dairelerine ödeme yapıldığı tarihlerdeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Amerikan Dolarına çevrileceği kararlaştırılmıştır. Bu açıklamalar ve anılan kanun hükümlerine göre, Mahkemece, asıl alacak hakkındaki işlemiş faiz hesabında, davacı tarafça ödenen ilk taksitler için sözleşme tarihi olan 18.04.2003’ten itibaren faiz uygulanması, uygulanacak faiz oranının belirlenmesinde, 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı Yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının yukarıda açıklandığı şekilde irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafça ödenen diğer taksitlere ilişkin işlemiş faiz hesaplamasında ise; taraflar arasındaki 18.04.2003 tarihli sözleşmelerde, yukarıda açıklandığı üzere, TBK’nun 117. maddesi uyarınca kesin vade mevcut olmadığı gibi borçlu tarafa ihtarat yapılarak temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmediğine göre, dava tarihi olan 17.01.2011 tarihinden itibaren hesaplama yapılması, hesaplamada taraflarca kararlaştırılan faiz oranı ile 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı Yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeden anılan hususları kapsamayan bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
…/.
SONUÇ: Yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine,
taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 52,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.