YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3059
KARAR NO : 2016/5151
KARAR TARİHİ : 21.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
… ile … aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan … ada … parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma sahasında kaldığını, taşınmazın üzerinde bulunan bina, çardak ve ağaçların kendisine ait olduğunu açıklayarak bu hususların tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı kargir bina, bir adet depo, bir adet çardak ve 18 adet muhtelif meyve ağaçlarının davacı …’e ait olduğunun tespitine ve tapunun beyanlar hanesine işlenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kamulaştırma işlemine tabi tutulan taşınmaz üzerindeki muhdesatların tespiti istemine ilişkindir. Yerel mahkemece mahallinde keşif yapılmadan, dava açılmadan önce yaptırılan hasımsız tespit istemi dosyasındaki bilgilere göre ifraz olgusu da yeterince gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiştir. Mahkemece özellikle davalı idarenin kamulaştırma işlemine ilişkin belgelerin getirtilerek mahallinde keşif yapılması, dava konusu muhdesatların ifrazdan sonra oluşan … ada… parsel sayılı taşınmazlardan hangisinin üzerinde yer aldıklarının açıkça belirlenmesi, belirlenen parsellere göre taraf teşkili hususunun değerlendirilmesi, tarafların gösterdiği tanıkların dinlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK’nun 26.maddesi (HUMK 74. madde) gereğince hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı tarafından 5 ada 16 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların tespiti için dava açılmasına ve şerh verilmesine ilişkin bir talep olmamasına rağmen talep aşılarak muhdesatların tapunun beyanlar hanesine işlenmesine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Kabule göre de; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal
.//..
sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azı da vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.