YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/449
KARAR NO : 2015/1023
KARAR TARİHİ : 19.01.2015
Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve … ile …, dahili davalı …i aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 11.09.2013 gün ve 424/334 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 7/8 hissesi davacılar murisi adına kayıtlı bulunan 751 parselin 1969 yılından beri davacıların eklemeli zilyetliği altında olup 1/8 pay sahibi …ın kim olduğu bilinmediğinden bu şahıs adına olan tapu kaydının iptaliyle davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz Şubat 1949 tarih 10-15 sayılı tapu kaydının revizyonu sonucunda tapulama yoluyla tespit edilmiş ve tutanağın itirazsız olarak kesinleşmesi sonucunda 15.07.1957 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılmasına olanak tanıyan 4721 sayılı TMK’nun 713/2 maddesinde düzenlenen üç halden biri olan malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali; kütükteki bilgi ve belgelerden malikin kim olduğunun çıkarılamaması, genel olarak gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmiş olması veya tapu kaydının nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali bir şahıs) tescil edilmiş olması gibi durumlarda kabul edilir. Somut olayda, tapulama çalışmalarında revizyon gören dayanak tapu kaydından taşınmazın … miras yoluyla intikal etmişken bu şahsın ölümüyle intikal sonucunda oğlu … ve karısı .. adına tescil edildiği görülmektedir. Tapu kaydındaki bilgiler ve kadastro tutanağındaki açıklamalara göre kayıt maliklerinden Köşeynah bilinmeyen kişilerden olmayıp, aksine kayden bilinen ve tanınan bir kişi olduğundan davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerindedir. Kabulüyle hükmün, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’nun 388/4., HMK’nun m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.