Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/539 E. 2016/7611 K. 25.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/539
KARAR NO : 2016/7611
KARAR TARİHİ : 25.04.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair … Aile Mahkemesi’nden verilen 09.06.2014 gün ve 901/466 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, davalı adına kayıtlı taşınmaz nedeniyle 10.000,00 TL alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, ikinci kez evlendiklerini ve son boşanma kararında da davacının taşınır ve taşınmaz mal ve parasal bir talebi olmadığını, taşınmazın kişisel malı olduğunu belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın evlilik tarihinden önce edinildiği ve davacının boşanma dava dosyasında taşinmaz mal ve alacak talebinde bulunmadığı yönündeki beyanının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m.229) ve denkleştirmeden (TMK m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).
Açıklamalar doğrultusunda, değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, ilk olarak 23.07.1993 tarihinde evlenmiş, 10.10.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlar; daha sonra 04.06.2012 tarihinde ikinci kez evlenmişler ve 08.05.2013 tarihinde açılan boşanma davası ile boşanmışlardır. Eşler boşanıp tekrar evlenmiş iseler; mal rejimi her bir boşanma davasının dava tarihinden geçerli olarak sona erer ve her bir evlilik dönemindeki mal rejimi ayrı ayrı tasfiyeye tabidir.
Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Tasfiyeye konu 3351 ada 4 parsel 2 nolu bağımsız bölüm eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu ilk evlilik döneminde 13.03.2009 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tarafların ilk evliliği mal rejimi tasfiyesini de kapsayacak şekilde anlaşmalı boşanma kararı (TMK.m.166/3) ile sona ermiş; buna ilişkin …. Aile Mahkemesi’nin 11.10.2011 tarih, 2011/918-962 Esas ve Karar sayılı ilamında alacağa konu edilen taşınmazla ilgili olarak ”… konut için kalan kredi tutarının davalı (…) tarafından ödenmesi ve kredi bitiminden sonra evin satılarak satış bedelinin 1/2’lik kısmının davacı; 1/2’lik kısmının davalıya verilmesine yönelik tarafların anlaşmasının kabulüne ve tasdikine,” karar verildiği görülmektedir. Taraflar arasında düzenlenen yazılı protokolde yer alan bu hüküm mahkemece de tasdik edilerek geçerli hale gelmiştir. Tarafların ikinci kez evlendikleri dönemde mal rejiminin tasfiyesi kapsamında edinilmiş bir mal veya değer artış payı alacağı mevcut değildir. İlk evlilik döneminde alınan bu taşınmazın bir kısım kredi borcu ikinci evlilik döneminde ödenmiş ise de; ikinci evlilik döneminde ödenen kredi borcunun da yeniden tasfiyeye girmeyeceği, bu kredi borcunun da sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ilk boşanma protokolünde davalı tarafından üstlenildiği kabul edilmiştir. Dava dilekçesinde tarafların ilk evliliğin tasfiyesine yönelik bir alacak talebinde de bulunulmadığı, alacak talebinin ikinci evlilik dönemine ilişkin olduğu, ikinci evlilik dönemine ilişkin olarak da yukarda açıklandığı üzere tasfiyeye tabi bir mal varlığı bulunmadığı anlaşılmakla; mahkemenin ret kararı isabetli olduğundan, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4,00 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.