Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/6878 E. 2017/12742 K. 11.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6878
KARAR NO : 2017/12742
KARAR TARİHİ : 11.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Takibe dayanak … 2. Aile Mahkemesi’nin 17.09.2014 tarihli ilamı ile borçlu adına kayıtlı 7 ZD 225 plakalı aracın 01.10.2010 tarihine kadar davalı…’a devrine; devrin gerçekleşmemesi halinde 19.000 TL’nin 1.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verildiği;… tarafından 15.10.2010 tarihinde, iş bu ilama dayanılarak 19.060,90 TL üzerinden ilamlı takip başlatıldığı takip devam ederken, alacaklı …’ın 04.12.2010 tarihinde vefat ettiği; ölümüyle geriye yasal mirasçı olarak çocukları 1997 doğumlu … ile 2003 doğumlu Mert’i bıraktığı; mirasçılardan usulüne uygun vekaletname alarak takip dosyasına ibraz eden Av. …’in talebiyle takip yenileme emrinin borçluya 17.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu vekili, … vasisi (Mert’in dedesi) …’ün kendi adına asaleten ve Mert adına vesayeten imzaladığı 28.4.2011 tarihli “ibraname” başlıklı belgeye dayanarak, ilamda hükmedilen alacağa ilişkin dosya borcunun takipten sonra, yenileme emri tebliğinden önce ödendiği gerekçesi ile vekil edeninin borçlu olmadığının tespiti ile karşı taraf aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, takipten önce borcun ödendiği davacı tarafından iddia edildiği halde İİK’nun 72. maddesine dayalı menfi tespit davası açıldığı, İİK’nun 33/ son hükmü uyarınca davacının borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kaldığını iddia ederek İİK nun 72. maddesine dayalı istirdat davası açabileceği, davacının istirdat talebinin bulunmadığı, ayrıca icra dosyasında davalıya ödenen bir paranın bulunmadığı, bu sebeplerle menfi tespit davasının yasal dayanağının olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 72 maddesi hükmüne dayalı olarak açılan menfi tespit davasında; ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklıya) düşer. Ancak, menfi tespit davasında borçlu somut olayda olduğu gibi, takip konusu alacağın hiç doğmadığını iddia etmeyip,tam tersine bu alacağın doğduğunu bildirerek başka bir nedenle bu alacağı doğuran hukuki işlemin geçersiz olduğunu veya alacağın son bulduğunu ileri sürmekte ise burada ispat yükü davacıya düşer. Bu durumda, davacı, vasinin kendi adına asaleten ve … adına vesayeten imzaladığı ibranameye dayanarak eldeki menfi tespit davasını açtığı gözetildiğinde ispat külfeti kendisinde olmak kaydıyla borçlu olmadığının tespitini istemesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur.
TBK’nun ibra başlıklı 132. maddesi hükmü “ Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.” hükmünü içermektedir.
Alacaklı …’ın ölümüyle yasal mirasçısı olan çocukları tereke üzerinde ancak elbirliğiyle tasarrufta bulunabilirler. TMK’nun 640. maddesinin dördüncü fıkrası mirasçıların herbirinin hakkını korumak için tek başına dava açmasına imkan sağlamakta ve sağlanan korumadan mirasçıların yararlanmasını öngörmekte ise de, takip dosyasında borçlunun ibrası terekedeki hakların korunması olarak değerlendirilemez; ibranın, terekedeki hakkın yararlanmasından vazgeçmeye ilişkin olduğu nazara alındığında bağlayıcı olması için TMK’nun 640/11 ve 701/11 maddeleri uyarınca mirasçıların birlikte hareket etmesi zorunludur.
Bu halde, … vasisi olan ve mirasçılık sıfatı bulunmayan …’in kendi adına asaleten ve mirasçı küçük adına vesayeten verdiği ibraname ile borç sonlandırılamayacağından davanın iş bu nedenle reddi yerine yazılı gerekçeyle reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz ise de, sonuçta şikayetin reddine karar verildiğinden, sonucu itibarıyla doğru kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438. maddesi son bendi uyarınca gerekçesinin düzeltilerek ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.