YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7247
KARAR NO : 2017/13057
KARAR TARİHİ : 17.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu tapulama harici yerde dava dışı…… Müdürlüğü tarafından kamulaştırma işlemleri yapıldığını açıklayarak, dava konusu yerde vekil edenine ait olan ağaçların mülkiyeti ile birlikte yaş, cins, değer tespitinin yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … ve … vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davaya konu tapulama dışı bırakılan fen bilirkişisi …… 24/11/2014 tarihli raporuna ekli krokide A ve B harfi ile gösterilen toplam 1905,07 m²’lik taşınmaz içindeki ağaçların mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, kalan kısım yönünden hukuki yararı olmadığından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davacının maliki olmadığı taşınmazda davalı ….Müdürlüğü tarafından yapılan kamulaştırma işlemi nedeniyle, kamulaştırma öncesi davacı tarafından dikilen ağaçların tespiti istemine ilişkindir.
26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde “Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir” denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla tespit davası açma hakkı tanınmıştır.
Somut olaya gelince; Mahkemece, fen bilirkişinin 24.11.2014 tarihli rapor ve krokisinde A ve B harfleri ile gösterilen toplam 1905,07m2 lik alan üzerinde bulunduğu belirtilen ağaçların kabulüne karar verilmiş ise de, taşınmaz hakkında yapıldığı öne sürülen kamulaştırma ile ilgili kayıt ve belgelerle, kamulaştırma haritası getirtilip uygulanmadığı, muhdesatların bulunduğu taşınmazın kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığının belirlenmediği görülmüştür.
Bundan ayrı, hükmün 1. bendinde “…ekli krokide A ve B harfi ile gösterilen toplam 1905,07 m²’lik taşınmaz içindeki ağaçların mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine” denilmiş ve fen bilirkişi…. 24/11/2014 tarihli raporuna atıf yapılmış ise de; hükümde ve atıf yapılan fen bilirkişi raporunda tespitine karar verilen ağaçların cins, yaş ve sayıları belirtilmemiştir. 6100 sayılı HMK’nun 297/2 maddesine göre, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
O halde Mahkemece, öncelikle yapıldığı öne sürülen kamulaştırma ile ilgili kayıt ve belgelerle, kamulaştırma haritası getirtilerek, dava konusu muhdesatların yer aldığı taşınmazın bulunduğu bölümün kamulaştırılıp kamulaştrılmadığının tespit edilmesi ve bu hususları gösterir teknik bilirkişiye uygulama ve denetime elverişli kroki düzenlettirilmesi, yine dava konusu A ve B harfleri ile gösterilen taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların duraksamaya meydan vermeyecek şekilde yaşı, cinsi ve sayısı ile belirtilmek suretiyle infaza ve denetime elverişli rapor düzenlettirilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatlar ile ilgili infazda kuşku oluşturmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Ne var ki; çoğun içinde azıda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.