YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8256
KARAR NO : 2017/12612
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 145 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2 katlı ahşap bina ve eklentilerinin vekil edeni tarafından yaptırıldığının ve mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu muhdesatın evlilik birliği içerisinde müşterek para ile yapıldığını ve edinilmiş mal hükümlerine tabi olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 145 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve fen bilirkişi Burak An’ın 24.2.2015 tarihli bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen ön tarafı çay bahçesi olan iki katlı ahşap binanın ve eklentisi demir doğrama sundurmalarının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti isteğine ilişkindir. Her ne kadar Mahkemece; tapu kaydı, yapı ruhsatı, … Belediye Başkanlığı’nın cevabi yazı ekinde bulunan ruhsat, encümen kararı, proje, keşif ve tanık beyanları gereğince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davacı vekili, taraflar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan bina ve eklentilerinin vekil edeni tarafından yapıldığını iddia etmiştir. Taşınmaz üzerindeki muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine ilişkin davalarda; Mahkemece araştırılması gereken husus muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle, kimin adına ve hesabına yaptırıldığıdır.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından, tapu kaydına göre dava konusu taşınmazın paylı mülkiyet şeklinde 8.7.2002 tarihinde taraflarca satın alındığı, yine tarafların Almanya Tempelhof-Kreuzberg Mahkemesi’nin 19.02.2009 tarih 12575707 sayılı kararı ile boşandıkları ve … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/152 E, 2009/216 K sayılı ilamı ile boşanma kararının tenfizine karar verilerek 07.01.2010 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Mahkemece 16/02/2015 tarihinde yapılan keşifte dinlenen davacı tanıkları; dava konusu muhdesatın davacı tarafından yaptırıldığını bildirmiş iseler de, hangi tarihte inşaata başlanıp tamamlandığı açıklanmamıştır. Edinilmiş mallar rejimine tabi olan eşler yönünden dava konusu muhdesatın evlilik birliği içinde meydana getirilip getirilmediği önem arz ettiğinden bu hususun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gereklidir. Diğer yandan dosya içeriğine göre, davacının söz konusu muhdesatları kendi nam ve hesabına mı yoksa aile birliği adına mı yaptırıldığının, sorulup açıklığa kavuşturulmadığı gibi davalı tanıklardan …z hakkında vazgeçme olmadığı halde bu tanığın dinlenmediği anlaşılmıştır.
O halde; Mahkemece, davalı tarafın sunduğu delillerin toplanması, bildirdiği tanıkların 6100 sayılı HMK’nun 245. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca dinlenmesinin sağlanması, davaya konu muhdesatların kim tarafından ve ne zaman meydana getirildiğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, bu yapılırken davacının ekonomik geliri, ortak gelirin kullanılıp kullanılmadığı ve davacı tarafından kendi nam ve hesabına yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK’nın 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilememesi durumunda hangi taraf tanığının beyanının üstün tutulduğunun karar gerekçesinde gösterilmesi, bundan sonra oluşacak sonuca, toplanmış ve toplanacak delillere göre hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu hükümler karşısında taşınmaz üzerinde bulunan ve bütünleyici parça niteliğindeki bina, ağaç gibi muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceğinden kural olarak ve aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemez ve mahkemelerce de anılan kanun hükümleri gözardı edilerek mülkiyet tespitine karar verilemez. Böyle bir durumda “Çoğun içinde az da vardır” kuralı gereği ve davacının istemi içinde muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteminin bulunduğu gözetilerek davanın buna göre görülüp sonuçlandırılması gereklidir.
Açıklanan ilke ve esaslara göre, mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ve 24.2.2015 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen ön tarafı çay bahçesi olan iki katlı ahşap binanın ve eklentisi demir doğrama sundurmalarının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’Nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.