YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9227
KARAR NO : 2017/15241
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, müvekkili şirketin şantiyesinde yapılan hacizde müvekkili şirkete ait malların haczedildiğini, mahcuzlara taşeron borçlu şirketin hak edişlerinde ihrazat-imalat olarak yer verildikten sonra bedellerinin ödendiğini,takip borçlusu Tem İnşaat…Şti’nin haczin yapıldığı tarihte sözkonusu projeye ait şantiyede herhangi bir görevinin bulunmadığını iddia ederek istihkak iddialarının kabulüne, mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz yapılan işyerinin çok büyük bir şantiye olup borçluya ait malların ve depolarının yer altında olduğunun tespit edildiğini, yer altındaki alanda başka bir çok alt müteahhit firmaların isimlerinin yazılı olduğunu, bu depolardan bazılarının borçlu şirkete ait olduğunun ve depolar üzerinde borçlu şirket ünvanının yazılı olduğunun tespit edilerek tutanağa geçirildiğini, evrak araştırması neticesinde borçlu şirkete ait birçok belge ve fatura örneklerinin bulunduğunu, borçlu şirket ile davacı şirketin muvazaalı işlemler içerisinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece,davacı 3. kişi tarafından …. Projesinin üstlenildiği, davalı borçlunun da bu şantiyede alt taşeron olarak çalıştığı, davacı 3. kişi ile davalı borçlu arasındaki sözleşme ve ek sözleşmeye göre iş tesliminin 30.09.2012 tarihinde yapılacağı, bu süre dolmadan davalı borçlunun davalı alacaklıya verdiği takip dayanağı 30.08.2012 keşide tarihli bir adet çek ödenmediği için icra takibi yapıldığı, hacizdeki evrak araştırmasında, davalı borçluya ait 29 adet evrak bulunduğu, davalı borçlunun ünvanı yazılı kutular içerisinde yer alan kullanılmamış menkul malların haczedildiği, davacı 3.kişi ile davalı borçlu arasında sözleşme 18.09.2012 tarihinde feshedilmiş ise de, yıl sonuna kadar cari hesap ilişkisinin devam ettiği, haczin de dönem bitmeden 12.11.2012 tarihinde yapıldığı, buna göre haczin İİK.’nun 96, 97 maddelerine göre yapıldığı, karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı 3. kişi vekili temyiz etmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 vd maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmişse de, alınan bilirkişi raporu, toplanan deliller, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece, davacı 3. kişi şirket ile davalı borçlu şirket arasında akdedilen 12.07.2010 tarihli sözleşme ile sonradan yapıldığı ileri sürülen adi nitelikli tüm tadil sözleşmelerin, mali kayıtlar, ticari defterler ve faturalar ile işin geldiği aşama nedeniyle 21 nolu hak ediş gözönünde bulundurularak, dosyanın öncelikle, iki inşaat ve bir makine mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetine tevdii ile yapılan işin geldiği aşama, hak ediş raporları ve ödenen hak ediş bedeli göz önünde bulundurularak saptanmalı, bu belirlemeden sonra ise seçilecek iki mali müşavir ve bir eser (inşaat) sözleşmesinden anlayan uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan rapor alınması yoluyla, haciz tarihi itibariyle yapılan iş ve ödeme miktarları da göz önünde bulundurularak mahcuzların mülkiyetinin davacı 3. kişiye geçip geçmediğinin belirlenmesi, bu araştırmalar sonucu elde edilecek bilgi ve belgelerin dosyada bulunan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.