YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9229
KARAR NO : 2017/11539
KARAR TARİHİ : 26.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, hacizlerin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, 3.kişi ile alacaklının muvazaalı bir sözleşme ile davaya konu mallar üzerinde hak iddia ettiklerini, haczedilen mallarla davacının istihkak iddiasında bulunduğu mallar arasında farklılık bulunduğunu, hacizli malların müvekkiline ait olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin borçlunun faaliyet gösterdiği adresde yapıldığı, bu nedenle mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğu, davacı tarafça ibraz edilmiş olan faturalar ve isim hakkı kullanımına dair sözleşmenin her zaman tanzimi mümkün olan belgelerden olduğu, 3.kişinin bu malların kendisine ait olduğunu kesin delillerle ispatlayamadığı gerekçesi ile bilirkişinin aynı doğrultudaki raporu da gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı 3.kişi vekili temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir.
İİK’nun 106 ve 110. maddelerine göre, alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir. Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar.
Somut olayda, haczin 08.03.2013 tarihinde yapıldığı, davacı 3. kişi vekilinin kabulünde de olduğu üzere, alacaklının haciz tarihinden sonra 30.12.2013 tarihine kadar, hacze konu menkullerin satışını istemediği, hal böyle olunca; hacze konu menkuller üzerindeki haczin dava açılmadan önce düştüğü, alacaklı tarafın talebi üzerine, 30/12/2013 tarihinde aynı adrese muhafaza için gidilmesi üzerine haciz yapıldığı gerekçesi ile iş bu davanın açıldığı, ne var ki; 30.12.2013 tarihli haciz tutanağının tetkikinde, haciz ve muhafaza yapılmayıp, sadece yediemin değişikliğine gidildiği anlaşılmakla, bu bilgiler ışığında; geçerli bir haczin varlığından bahsedilemez.
Hal böyle olunca, takip dosyasında geçerli bir haczin bulunmaması sebebiyle davanın ön koşul yokluğundan reddi gerekirken, davanın esastan reddine karar verilmesi doğru değilse de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 1086 sayılı HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi düzeltilmiş bu haliyle onanması uygun görülmüştür.
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2. maddesinde: “… (2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur…” düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan hüküm ve yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı yararına hükmedilebilecek vekâlet ücreti 500,00.-TL’sini geçmemelidir. Bu durumda; Mahkemece, davalı alacaklı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın gerekçesinin ve hüküm fıkrasının 5. bendindeki ‘’ 3.825,50 TL…” ibaresinin çıkartılarak yerine “…500,00.-TL…” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.