YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9549
KARAR NO : 2017/11920
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAHİLİ DAVACILAR Kevser Özatay vs.
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davacı murisi …’ın dava konusu 2682 parseli davalıların murisleri ve muris evvelleri olan …’dan 40-50 yıl önce satın aldığını, satın aldığı tarihte zilyetliği de devraldığını, harici satımdan sonra …’nın öldüğünü, ölümden sonraki yasal sürenin geçtiğini bu nedenle tapunun iptali ile davacı ve diğer mirasçılar adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar; davaya cevap vermedikleri gibi duruşmalara da katılmamışlardır.
Mahkemece; tapulama tespitinin 26.11.1959 tarihinde yapıldığı, 26.01.1960 ile 29.02.1960 tarihleri arasında askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmeksizin tutanağın 01.03.1960 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça haricen satıma ilişkin belge sunulmadığı, net bir tarih belirtilmeyerek 40-50 yıl önceki haricen satıma dayanılarak zilyetliklerinin devam ettiğinin belirtildiği, haricen satımın 50 yıl önce yapıldığı değerlendirildiğinde Kadastro Kanunu 12/3 madde hükmü gereği kadastro tutanakları üzerinden 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaktaki tespitlere ve kadastrodan önceki sebebe dayalı olarak dava açılamayacağından dava tarihi itibariyle hak düşürücü süre geçirildiği gerekçesiyle davanın reddine, haricen satımın 40 yıl önce yapıldığı değerlendirildiğinde yani kadastro tespiti kesinleştikten sonra yapıldığı kabul edildiğinde ise tapulu taşınmazların devrinin ancak resmi şekilde yapılacağı, resmi şekilde devir işlemi olmadığından yapılan satımın geçersiz olacağını ancak TMK 713/2 değerlendirmesi yapıldığı takdirde kayıt maliki Mustafa kızı …nın vefat ettiği, davanın açıldığı tarih olan 04.08.2011 itibariyle yürürlükte bulunmayan ve Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 gün ve 2009 /58 E. 2011/52 K. sayılı kararıyla iptaline karar verilen TMK md 713/2 de yazılı ölüm sebebine dayalı isteğin incelenemeyeceği anlaşıldığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava; kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı satın alma yoluyla tapu iptal ve tescil, ayrıca tapu malikinin ölüm nedenine dayalı TMK 713/2 de tarif edilen olağanüstü zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır.
Kadastrodan önceki hukuki sebep yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu 12/3 maddesi gereğince mahkemece hak düşürücü süreden verilen karar doğru olduğu gibi tapulu taşınmazların haricen satışı doğru olmadığından satın alma olgusuna dayalı tapu iptal ve tescil isteğinin de reddine karar verilmiş olması doğrudur. Ancak davacı taraf dava dilekçesinde tapu malikinin öldüğünü belirtmek suretiyle tapu iptal tescil isteğinde de bulunmuş olmakla TMK md. 713/2 ölüm nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğinde bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK’nun 713/2. maddesidir. Anılan fıkranın önceki düzenlemesinde “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Aynı Kanun maddesinin 1. fıkrasında ise; “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” düzenlemesine yer verilmiş, 5. fıkranın son cümlesinde de; “Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” ilkesi getirilmiştir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre; tapulu bir taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi adına tesciline karar verilmesi için, malikin ya da paydaşın ölmüş olması, yukarıda açıklanan koşullarda en az 20 yıl süre ile zilyet olunması ve bu süre içinde tapu kaydının intikal görmemesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, belirtilen koşulların tamamlanmasıyla mülkiyet kendiliğinden zilyede geçmiş olur. Mahkemece, sonradan verilen iptal ve tescile ilişkin karar yenilik doğurucu (inşai) nitelikte olmayıp, önceden doğmuş mülkiyet hakkının belirlenmesi niteliğindedir.
Her ne kadar, TMK’nun 713/2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasasının 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; TMK’nun 713/1 ve 2. fıkralarına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarında, koşullarına uygun olarak 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığı anda mülkiyetin kazanıldığının ve zilyet lehine kazanılmış (müktesep) hak doğduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.3.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle her ne kadar dosya içerisinde Tapu maliki olan …’nın Veraset ilamı bulunsa da bu veraset ilamında …’nın ölüm tarihi yazmadığından mahkemece yapılması gereken iş tapu maliki …nın ölüm tarihini belirleyerek ve taraf delilleri de toplanarak bunun sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.