YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9649
KARAR NO : 2017/12457
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Borçlu vekili, ilama aykırı olarak fazla faiz talep edildiğini iddia ederek, icra emrinin iptalini talep etmiş, Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin reddine karar verilmiş olup hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirmek zorundadırlar. Bildirilen bu oranlar, bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmektedir.
Somut olayda, takip dayanağı 20.02.2012 tarihli…2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/351 Esas 2012/44 Karar sayılı ilamında ‘‘… davanın kabulüne, 136.973,00 USD’nin 08.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre işletilecek değişen oranlardaki faizi ile, 10.000,00 TL’nin ise 10.12.1999 tarihinden itibaren işletilecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine’’ karar verilmiştir.
Mahkemece anılan yasal düzenleme kapsamında kamu bankalarından faiz oranlarının sorulmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; USD alacağı yönünden TCMB’na bildirilen azami faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, ilam ve Yasa maddesi nazara alınarak, Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına fiilen ödedikleri en yüksek faiz oranlarının ilgili bankaların genel müdürlüklerinden sorularak tespiti ile bu oranlar esas alınarak faiz hesabı yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişinin TCMB’na bildirilen faiz oranlarına göre yaptığı hesaplama kabul edilerek hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.