Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/9679 E. 2017/11959 K. 02.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9679
KARAR NO : 2017/11959
KARAR TARİHİ : 02.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın yetkisizliğine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3. kişi vekili, müvekkilinin haciz yapılan adreste yaklaşık iki yıldır çalıştığını, bu adresin borçluya ait bir adres olmadığını, ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olmadığını, borçlu şirket ile organik bağın da söz konusu olmadığını, haczedilen menkullerin müvekkiline olduğunu belirterek istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz yapılan adresin daha önce borçlu şirketin merkezi olduğunu, diğer borçlunun, davacı şirkette daha önce temsile yetkili müdür olarak çalıştığını, organik bağ olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, asıl takibin yapıldığı yer olan İstanbul Mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğunu savunarak davanın yetkili mahkemeye gönderilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl takibin İstanbul 25. İcra Müdürlüğü’nde açıldığı, haczin talimat yolu ile … 31. İcra Müdürlüğü’nce yapıldığı, davalı alacaklının yerleşim yerinin İstanbul olduğu, yetki ilk itirazında bulunulduğundan HMK.nun 19, 331 maddeleri gereğince yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine karar vermiş bu karar davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. Maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nun 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir. Bu durumda İİK’nun yetkiye ilişkin 4 ve 50. maddeleri ayrıca 6100 sayılı HMK’nun 5 ve 6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemelerinde açılması mümkündür. HMK’nun 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. Aksi halde HMK’nun 19, 331. maddeleri uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi gerekir.
Dava dosyasında her ne kadar dava dilekçesinde takip borçlusu taraf olarak gösterilmemişse de, Mahkemece, borçlu şirkete dava dilekçesinin tebliğe çıkartıldığı ve karar başlığında da takip borçlusunun davalı olarak yazıldığı görülmektedir. Öte yandan; davalı alacaklı taraf cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuştur. Diğer davalı borçlunun yerleşim yeri … sınırları içinde olup, dava da yine davalı borçlunun yerleşim yeri olan …’da açılmıştır. Bu durumda yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.