Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/11371 E. 2017/13876 K. 26.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11371
KARAR NO : 2017/13876
KARAR TARİHİ : 26.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3. kişi vekili, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borcun doğum tarihinden önce faaliyete başladığını, borçlu ….. davacı 3.kişinin babası olması dışında bağları bulunmadığını açıklayarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun hacizde hazır bulunduğunu, borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan ilk yargılama sonucunda, şikayetin kabulüne ilişkin verilen karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemiz’in 20.03.2015 tarih ve 2014/1585 Esas 2015/ 65 Karar sayılı ilamı ile dava dilekçesi içeriğindeki anlatımın ve talep sonucunun, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasına ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, Mahkemece, başvurma harcı ve takip konusu alacak ile mahcuz malın değerinden hangisi az ise o değer üzerinden 1/4 oranında peşin nispi ilam harcı alınarak duruşma açılması, taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ olunarak taraf teşkilinin sağlanması, kendilerine davayı takip etme ve delillerini sunma imkânının verilmesi, tarafların gösterecekleri delillerin toplanması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacının istihkak iddiasında bulunduğu iş yerine ilişkin faaliyetinin borcun doğumundan önce olduğu istihkaka konu malzemelerin bulunduğu iş yerinin davacı tarafından sunulan belgeler doğrultusunda davacı tarafından işletildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davalı alacaklı vekili, ilk temyiz gerekçesinde de belirttiği üzere … İcra Hukuk Mahkemesi’nin yetkili mahkeme olmadığını, … İcra hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğunu açıklayarak yetki itirazında bulunmuş ise de; esasa ilişkin bozma kararı karar düzeltme istenmeksizin kesinleştiğinden yetkiye ilişkin itiraz değerlendirme konusu yapılmamıştır.
Dava konusu haciz, borçlu…..’un huzurunda yapılmıştır. Öte yandan, davacı 3.kişi ile borçlular arasında baba- kardeş- oğul ilişkisi mevcuttur. Bunun yanında, borçlular ile davacı 3.kişinin faaliyet alanları aynıdır. Buna göre, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişinin dayandığı, bir kısmı borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar, vergi levhası, işyeri açma ruhsatı istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve bu belgeler mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.