YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11550
KARAR NO : 2017/16723
KARAR TARİHİ : 13.12.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz ve araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile iptal tescil, aynen tescil mümkün olmadığı takdirde alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davacının taşınmazdan kaynaklanan alacak davasının reddine, davacının araçtan kaynaklanan davasının ise kabulü ile, 4.500-TL alacağın dava tarihi olan 18.02.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline dair ilk kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 27.05.2015 tarih, 2014/1036 esas-2015/11774 karar sayılı kararı ile “…1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıda belirtilen hususların dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekilinin taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava konusu 1 nolu bağımsız bölüm 1999 yılında devralınan kooperatif üyeliğine dayalı olarak 24.07.2008 tarihinde ferdileşme yoluyla davalı … adına tescil edilmiştir. Dosya arasında bulunan kooperatif karar defteri, taksitlerin ödenmesine dair banka dekontları ve kooperatif kasa makbuzlarından kooperatif aidat ödemelerinin davalı … tarafından yapıldığı anlaşıldığından bu yöndeki talebin de talep miktarı da gözetilerek kabulüne karar verilmesi gerekirken resmi kayıtlar karşısında kesin inandırıcı nitelikte bulunmayan ve hüküm kurmaya yeterli olmayan soyut nitelikli tanık beyanlarına itibar edilerek taşınmazdan kaynaklanan alacak isteğinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır….” gereğine işaret edilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının taşınmazdan kaynaklanan davasının kabulü ile, 5.500-TL alacağın dava tarihi olan 18.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının araçtan kaynaklanan davasının kabulü ile, 4.500-TL alacağın dava tarihi olan 18.02.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK m. 26). Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasını istediği halde mahkemece bu yönde olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 133,65 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 549,45 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 13.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.