Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/12222 E. 2017/15228 K. 14.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12222
KARAR NO : 2017/15228
KARAR TARİHİ : 14.11.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. …… ve karşı taraftan … ve vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davacının katkısı ile satın alınarak davalı adına tapuda tescil edilen 5 nolu mesken ile müşterek evde kullanılan ev eşyaları yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, malvarlığının edinilmesinde davacının hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, 5 nolu meskene ilişkin talebin davalının kişisel malı olan dava dışı 16 nolu meskenin satımından gelen para ile alındığından reddine, ev eşyalarının evlilik birliğinin devamı sırasında alınmış olup, hangisinin kime ait olduğu ispatlanamadığından bu eşyaların tarafların paylı mülkiyetinde bulunduğunun tespiti ile davacının bu mallar yönünden ortaklığın giderilmesi davası açmakta muhtariyetine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 06.06.2013 gün 2012/15062 esas ve 2013/8553 karar sayılı ilamıyla; ev eşyaları yönünden davacı lehine katılma alacağı hesaplanması gerektiği, tasfiyeye konu eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 21.12.2005 tarihinden edinilen 5 nolu meskenin, dava dışı 15 nolu meskendeki hissenin (davacı adına kayıtlı) ve 16 nolu meskenin (davalı adına kayıtlı) satımı ile alındığı gözetilerek, 15 nolu meskendeki hissenin değerinin tamamı, 16 nolu meskende ise davacının katkısı kadar olan miktar belirlenip oluşacak sonuca göre davacı lehine değer artış payı alacağı hesaplanması gerektiği yönlerinden karar bozmaya sevk edilmiştir. Davalı vekili tarafından yapılan karar düzeltme isteğinin ise reddine karar verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; dava konusu taşınmazın tarafların 2002 yılı öncesinde sahip oldukları kişisel malları ile edinildiği, davacının taşınmaza adına kayıtlı 15 nolu meskendeki hissesinin satışından elde edilen para ve 16 nolu meskenin edinilmesindeki katkısı nedeniyle katkıda bulunduğunun kabulu gerektiği, davacının kişisel malı ile katkı oranının % 57 olduğu ve davacının 228.000,00 TL değer artış payı alacağının bulunduğu, davacının eşya bedeli yönünden katılma alacağı karşılığı önceki hüküm sonrası 1.875,00 TL’yi aldığı anlaşıldığından eşya karşılığı alınan bedel düşüldükten sonra talebin kısmen kabulune ve 226.125,00 TL değer artış payı alacağının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla isteğin reddine; ev eşyalarından kaynaklanan katılma alacağının konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, yazılı şekilde davacının katkı oranının %57 olarak tespiti ile alacağa karar verilmiş ise de hükme esas alınan 01.09.2015 havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde hesaplamada hata yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bozma ilamına uygun şekilde evlilik birliği içinde taraflar adına edinilen dava dışı taşınmazlardan davacı adına kayıtlı 15 nolu meskendeki hissenin tamamının değeri olan 8.925,00 TL’nin davacı lehine hesaplamaya dahil edilmesi yerindedir. Ne var ki, davalı kadın adına kayıtlı dava dışı 16 nolu mesken yönünden davacının katkı miktarı bulunurken; davalının babası tarafından karşılandığı sabit olan 28.360,00 TL’nin sadece 16 nolu meskenin değeri olan 35.700,00 TL’den düşümü yerine 15 ve 16 nolu meskenlerin toplam bedeli olan 44.625,00 TL’den düşümü ve bu şekilde davacının katkı oranının tespit edilmiş olması hatalıdır.
Bunun yanı sıra, davacı lehine hükmedilen alacak değer artış payı alacağı niteliğindedir. TMK.239/son maddesinde; “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır. Yargıtay’ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, karar tarihinden itibaren alacağa faiz yürütülmesi gerekirken, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin Enis’ten alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Özlem’e verilmesine, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.