YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12549
KARAR NO : 2017/15535
KARAR TARİHİ : 21.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden …. bizzat ve vekili … geldiler ve karşı taraftan …vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 8196 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 300 m2’sini satın alarak üzerine bina yaptığını ancak sonrasında davalı … tarafından taşınmazın diğer davalı …’e kötü niyetli olarak devredildiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazın 300 m2’sinin iptali ile vekil edeni adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde 300m2’lik kısmın dava tarihindeki rayiç değeri ile üzerindeki müştemilatın keşfen belirlenecek değerine karşılık olarak şimdilik 10.000 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, tapulu taşınmazın haricen satışının geçersiz olduğunu, davalı … vekili ise, dava konusu taşınmazın tapu siciline güvenerek satın alındığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı … aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davalı … aleyhine açılan davanın da sabit olmaması nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava, haricen satışa dayalı tapu iptal ve tescil, mümkün olmaz ise, satın alınan taşınmazın rayiç değeri ile üzerindeki müştemilatın belirlenecek değerinin davalılardan tahsili talebine ilişkindir.
Davacı; davalı … tarafından dava dışı …’ye … Noterliği’nin 20.11.1998 tarihli “Düzenleme Özel Vekaletname”si ile dava konusu taşınmazın satışı yetkisi içeren vekaletname verildiğini, dava dışı … ve ortağı Atilla Alan tarafından dava konusu taşınmazın özel parsellere ayrılarak satışının yapıldığını, kendisinin de bu kişilerden satın alan … 150m2’şer yer satın aldığını açıklayarak tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde, taşınmazın rayiç değeri ve üzerindeki müştemilatın belirlenecek değerinin davalılardan tahsili isteminde bulunmuştur.
Tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın haricen satışı Türk Medeni Kanunu’nun 706, Borçlar Kanunu’nun 213 (Türk Borçlar Kanunu’nun 237) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Böyle bir satış haricen satın ve devralan kişiye herhangi bir hak bahşetmez. Ancak; 10.07.1940 tarih 1939/2 esas ve 1940/77 karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ancak aldıklarını iade etmek koşuluyla karşı tarafa verdiklerini isteyebilirler.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın davalı … adına kayıtlı iken, dava dışı kişiler tarafından özel parselasyon işlemi yapılmak sureti ile haricen üçüncü kişilere satıldığı, davacının davasına dayanak yaptığı harici satış sözleşmelerinde davalı … ve …’in taraf olmadıkları anlaşılmıştır. Az yukarıda zikredildiği üzere geçersiz sözleşme nedeniyle sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altında ise de, bu husus sözleşmeyi imzalayan taraflar açısından bağlayıcıdır. O halde, Mahkemece davacının asıl ve terditli talepleri yönünden davalı … ve davalı … aleyhlerine açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
SONUÇ: Hal böyle olunca, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı’ya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.20 TL’nin temyiz edenden alınmasına, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.