Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/12618 E. 2016/13118 K. 05.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12618
KARAR NO : 2016/13118
KARAR TARİHİ : 05.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

… ile … ve … aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair …. 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 28.05.2014 gün ve 50/439 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili; ortaklığın giderilmesi davasına konu 269 ada 75 parsel sayılı taşınmazda müvekkili ile davalıların hisseli malik olduklarını, taşınmaz üzerinde bulunan ev, depo, sundurma, sondaj kuyusu ve motoru, sulama tesisatı ve elektrik tesisatının müvekkili tarafından yaptırıldığını, yine taşınmazda bulunan 700 adet kiraz ağacı ve fidanı, incir, asma gibi muhtelif ağaçların da müvekkili tarafından yetiştirildiğini belirterek adı geçen muhdsatların müvekkiline ait olduğunun tespitini ve taşınmazın tapu kaydına şerh verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; Davanın kabulü ile… Mahalle 269 ada 75 parsel sayılı taşınmaz içinde bulunan ve 24.12.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen ev, depo, sundurma (atölye) ile zirai muhdesatın (raporda belirtilen 30-40 yaşlarında 5 adet zeytin ağacı istisna olmak üzere) davacıya ait olduğunun tespitine ve durumun taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine işlenmesine karar verilmesi üzerine hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında işin esası yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve işin esasına yönelik davalılar vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukuku’nda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Diğer yandan, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü’nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu’nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü’nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen, taşınmazın heyelan bölgesinde kalması (710 m), geçit hakkı (748 m), toprağın iyileştirilmesi (755 m), eklentiler (1012/1 m) ile özel yasalar arasındaki 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 41. maddesi, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun değişik 7. maddesi, 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun 12. maddesi, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktronig ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 22. maddesi, 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemleri düzenleyen yasa uyarınca hak sahibine tahsis beyanları, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 15. maddesi, 2924 Sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine Dair Kanunu’nun 7. maddesi ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/II. maddesi tapunun beyanlar sütununa şerh verilmesine imkan veren yasal düzenlemelerden bir kısmıdır.Somut olay, tapunun beyanlar sütununa tescile imkanı veren yasal düzenlemelerden hiçbirine uymamaktadır.
Ne var ki, çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespiti isteğini de kapsadığı kabul edilmelidir. Bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda, muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteğinin kabulüne, muhdesatın mülkiyetinin aidiyeti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin ise reddine karar verilmesi gerekir.
Dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, davanın açılmasında taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunması nedeniyle güncel hukuki yararın bulunduğu ve taşınmaz üzerindeki 24/12/2013 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtilen ev, depo, sundurma (atölye) ile zirai muhtesatın (raporda belirtilen 30-40 yaşlarında 5 adet zeytin ağacı istisna olmak üzere) davacı tarafından meydana getirildiği de kanıtlandığına göre, mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti isteğinin kabulüne, muhdesatın aidiyeti ve tapunun beyanlar sütununa tescili isteğinin ise yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Ne varki , bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın 1086 sayılı HUMK’nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle, yerel mahkeme hükmünün birinci fıkrasındaki “..davacıya ait olduğunun tespitine, bu durumun tapu kaydının beyanlar hanesine işlenmesine” tümcesi çıkarılarak, yerine “….davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine” yazılmasına; davalının sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentteki nedenlerle reddi ile hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 2.694,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 05.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.