YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12947
KARAR NO : 2016/12972
KARAR TARİHİ : 03.10.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
… ile … aralarındaki katılma ve ziynet alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 9. Aile Mahkemesi’nden verilen 05.06.2014 gün ve 1506/1100 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz ve araç ile ziynet eşyaları nedeniyle 4.800,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 05.07.2012 tarihli ıslah dilekçesinde talep miktarını artırarak toplam 61.050,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, taşınmaz nedeniyle 48.000,00 TL, araç nedeniyle 8.250,00 TL, ziynetler nedeniyle 4.795,89 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalının 416 ada 29 parsel 14 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 12.06.1996 tarihinde evlenmiş, 21.10.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu 416 ada 290 parsel 14 nolu bağımsız bölümün eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 27.01.2010 tarihinde tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tapu sicil ve banka kayıtlarına göre; davalı erkeğin mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 30.07.1998 tarihinde ….’da satın aldığı dava dışı taşınmazın (465 parsel 1 nolu bağımsız bölüm) 24.07.2008 tarihinde satışından elde edilen gelirin, dava konusu 416 ada 290 parsel 14 nolu bağımsız bölümün edinilmesinde kullanıldığının her iki taşınmazın el değiştirme tarihleri ve banka kayıtlarındaki hesap hareketleri uyarınca kabulü gerekir. Ev hanımı olan davacının dava dışı ….’daki taşınmazın alımına katkıda bulunduğu da iddia ve ispat edilmediğine göre, ….’daki taşınmaz edinme tarihi itibari ile davalının kişisel malıdır. Tüm bu açıklamalara göre, Mahkemece, dava konusu taşınmaz nedeniyle hesaplanacak artık değere katılma alacağında davalının kişisel malı olan ….’daki taşınmazın satış bedeli ayrık tutulması gerekirken, bu husus gözardı edilerek yapılan hesaplamanın hükme esas alınması doğru değildir. Ne var ki, hesap raporu düzenleyen bilirkişi … 28.05.2014 tarihli raporunda açıklanan hususları gözönünde bulundurarak alternatifli olarak rapor düzenlemiştir. Dairemizce de bu hesaplama usul, yasa ve dosya içeriğine uygun görülmüştür. O halde Mahkemece, bilirkişi raporunda taşınmazın edinilmesinde davalının kişisel malından yaptığı katkı dikkate alınarak yapılan hesaplama hükme esas alınmalı, faiz başlangıç tarihi olarak, tasfiye tarihi olarak kabul edilen bozmaya konu hükmün tarihi olan 05.09.2014 esas alınarak faize hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.047,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.