YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13000
KARAR NO : 2018/14815
KARAR TARİHİ : 03.07.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.07.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Av. Aykut Yılmaz geldi. Karşı taraftan davalı … vekili …. geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 96 parselin (533/6 ) maliki olan… kızı …’nın kim olduğunun bilinmediğini, dava konusu taşınmazın 300 m2 sinin 1972 yılından beri vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın 300 m2 lik kısmının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu maliki …. kızı …’nın kim olduğu bilinmeyen kişilerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, tapu kayıtları, tapulama tutanağındaki açıklamalar karşısında tapu maliki… kızı …’nın bilinmeyen kişilerden olmayıp, tanınan ve bilinen kişilerden olduğu, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişilerin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmeyeceğine, bu bakımdan dayanılan “tapu kütüğünden maliki kim olduğu anlaşılamayan” sebebi yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediğine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Tüm dosya içeriğine göre, davacı vekilinin 26/03/2015 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde, ‘…davalı tarafın kim olduğunun belli olduğu iddiası kabul edilse dahi, kişinin ne zaman öldüğünün tespiti gerekecektir…’ şeklindeki ifadesine ve HMK’nun 141. maddesinde ifadesini bulan ‘ taraflar,cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe ,ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakatı ile iddia veya savunmalarını genişletebilirler…’ maddesi uyarınca, davada ayrıca TMK’nın 713/2. maddesinde yazılı “ölüm” sebebine de dayanıldığı görülmektedir. Mahkemece, bilinmeyen hukuki sebebine dayalı olarak dava reddedilmiş, ölüm hukuki sebebine dayalı olarak bir araştırma yapılmamıştır.
Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise, saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK’nın 713/2. maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil davalarında, taraf teşkilinin yargılama sırasında yerine getirilmesi de mümkündür. Çünkü bu tür davalar kamu düzeni ağırlıklı davalar olup, bir bakıma re’sen araştırma ve inceleme ilkesine tabi bulunmaktadırlar. Davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK’nın 22.02.2012 tarih, 2011/8-763 E. 2012/85 sayılı kararı)
O halde; davacıya Hazinenin de hasım gösterildiği tapu maliki … kızı …’nın mirasçılık belgesinin alınması için süre ve imkan verilmesi tapu malikinin mirasçıları duraksamaya yer vermeksizin belirlendikten sonra davanın bu kişilere yöneltilmesi,mirasçı bırakmaksızın ölümü halinde TMK 501. maddesi uyarınca mirasın Hazineye kalacağının gözetilmesi bundan sonra iddia ve savunmalar çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller doğrultusunda davacının ölüm hukuki sebebine dayalı olarak açtığı davası hakkında da olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Askari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık ücretinin davalı Hazineden alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.