YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13301
KARAR NO : 2020/1109
KARAR TARİHİ : 10.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dava konusu tapusuz taşınmazın, davalı tarafından ev yapmak suretiyle işgal edildiğini belirterek elatmanın önlenmesini ve yapının yıkılmasını talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım talebine ilişkindir.
Somut olayda; yargılama aşamasında taşınmazın bulunduğu mahalde kadastro çalışmalarının yapılmış, dava konusu taşınmaz yaylak vasfıyla 135 ada 1 parsel numarasını almış, 28.02.2006 tarihinde askıya çıkarılarak kesinleştiğine dair tutanak düzenlenmiş ise de, dava konusu parsel hakkında açılmış bir dava bulunduğundan usulüne uygun kesinleşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26. maddesinde bir taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlenmesi ile kadastro mahkemesinin görevinin başlayacağı, 27. maddesinde de, mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan veya henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin (somut olayda elatmanın önlenmesi) davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevinin sona ereceği, dava dosyalarının resen kadastro mahkemesine devrolunacağı açıklanmıştır. Bu olguların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle istek olmasa bile mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkılmasına ilişkin talep ise, aynı Kanun’un 25/son maddesine göre, yenilik doğurucu hüküm almayı gerektirip kadastro mahkemesinde bakılamayacağından, yıkıma ilişkin talebin tefrik edilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; yukarıda yazılı kanun hükümleri uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde elatmanın önlenmesi talebi yönünden kadastro mahkemesi görevli olarak belirlendiğine ve görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözönünde bulundurulmak gerektiğine göre, mahkemece yıkıma ilişkin talep tefrik edilerek kadastro mahkemesindeki davanın sonucuna göre karar verilmek üzere bekletici mesele yapılması, elatmanın önlenmesine ilişkin talep yönünden ise resen görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli ve yetkili kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.